Herkese merhaba öncelikle umuyorum ki herkesin keyfi ve sağlığı olabildiğince yerindedir. Neredeyse bir yılı aşkın bir süredir pandemi sürecindeyiz. Birçoğumuz bugünlerde acaba keyifsiz mi hissediyor? Sebebi belli değilken ve ciddi bir sorun ile karşı karşıya değilken mutsuz mu hissediyoruz? Son bir yılda yaşadığımız covid salgını süreci bu şekilde şikâyetlere yol açabiliyor.

Peki, covid salgını neden bu hislere sebep oldu? Şüphesiz hasta olmak ve hayatını kaybetmek ciddi bir endişe kaynağıdır fakat topluma yayılan bütün bu kötü hissedişler kendi veya yakınını kaybetmekten kaynaklanmıyor. Sorunlu hissedişlerimizin belki de en temel sebeplerinden biri sosyal ortamlarımızı kaybetmek, sosyal ilişkilerimizin kesintiye uğramasıdır. Bir sohbetin acıyı tatlıyı paylaşmanın olmadığı hayat yaşanabilir değildir.

İnsanların tam olarak göremedikleri, nasıl işlediğini bilmedikleri bir virüs tarafından yaşamsal tehdide maruz kalmaları, aynı zamanda belirsizlik duygusunu da tetikliyor. Bilinmeze ilişkin korku da tıpkı güvenliğe ilişkin korku ve kaygılar gibi temel korkulardandır. Nasıl ki covid-19 her bireyde aynı şekilde seyretmiyor, bazı bireyler çok ağır belirtiler gösterirken bazı bireyler ise farkına bile varmadan atlatıyorsa pandemi sürecinin yarattığı psikolojik etkiler de kişiler arası değişkenlik gösteriyor. Geçmişte yaşanan Sars ve Ebola salgınları sonrası, fiziksel olarak iyileştikten sonra bile bireylerin pandemi dönemindekine benzer şekilde psikolojik sorunlar yaşadıklarını göstermiştir. Muhtemeldir ki, bu süreç sonladığında bizler de ‘Covid Yorgunluğu ’adı altında şikâyetlerimizi dile getireceğiz. Özellikle pandemi sonrasında ön cephede yer alan sağlık çalışanları, gönüllüler için yorgunluk, tükenmişlik, hayal kırıklığı, bulaşma korkusu sıkça göreceğimiz endişeler arasında olacak gibi görünüyor.

Ayrıca süreç içinde sosyal ve ekonomik açıdan sorun yaşayan bireylerin salgın sona erdiğinde de ruhsal anlamda negatif etkilere daha duyarlı olabileceği tahmin edilebilir. Sürecin yarattığı bu etkenlerle baş edebilmek için en önemli unsur, kişinin hissettiği kaygı, korku, belirsizlik, öfke gibi duyguların aşırı olmadığı, kişinin işlevselliğini ortadan kaldırmadığı müddetçe işe yarar olduğunu hatırlamaktır.

Duygularımızı yakınlarımız ile paylaştığımız takdirde sosyal destek unsurlarını arttırıp olumsuz etkiler ile baş etmek daha kolay olacaktır. Dolayısıyla pandemi sürecinde yüz yüze olmasa da duygusal olarak yakın ve rahat hissettiğimiz kişilerle sürekli iletişim halinde bulunmak gerektiği takdirde kendimizden uzman desteğini esirgemeyip yardım almak faydalı olacaktır.

Son olarak bu sürecin geçici olduğunu unutmayalım, sağlıkla kalın

Sevgiler,

Psk. Zeynep Nazlı Sağlam