Hani uykuya dalarsınız ya gece olunca.
Hani rüya aleminde yaşarsınız belli bir süre boyunca.
Önce çok da güzel başlar aslında rüya.
Hatta,
Pembe bir düşün içerisinde olduğunuzu anlayabilecek kadar güzel gidiyordur her şey.
İşte o ara,
Bir şey olmasa da,
Kesin bir şeyler olup,
Gidişat değişmeye başlamıştır sonrasında.
Bir anda,
Bir kabusun orta yerinde bulursunuz kendinizi.
O süre zarfında,
Gördüğünüz kabusun etkisiyle çığlıklar atmak istersiniz,
Bağrınızdan kopar da kopar bir şeyler,
Sesinizi duyurmak adına var gücünüzle zorlarsınız kendinizi ama yok!..
Sanki alınmış gibidir de ses telleriniz,
İçinize içinize bağırırsınız soluk soluğa.
Bir ağırlık çöker üzerinize ardından.
Ne kolunuz kalkar o esnada,
Ne vücudunuz kımıldar.
Karşı koymak istedikçe siz,
Çöker de çöker üzerinize üzerinize bir şeyler ya.
İşte, bilim tarafından da net bir şekilde açıklanabilmiş olan "uyku felci" dediğimiz durumdur bu.
Yani, toplumda KARABASAN adı ile bilinen olay.
....
Çok uzun yıllar boyunca,
Bir rüya alemindeydi belki bu toplum da.
Hatta, pembe düşler diyarıydı birçokları için yaşam sorulduğunda.
O yapıldı,
Bu yapıldı,
Öyle şahlandık,
Böyle şahlandık,
Koşuyoruz,
Uçuyoruz derken,
"Her şey olması gerekenden bile daha güzel" rüyasının içerisine öyle bir çekildi ki millet,
Rüya içerisinde rüya görür hâle getirildi resmen.
Ve yıllarca uyutulmuş,
Yıllarca derin uykulara terkedilmiş insanlar,
Şimdilerde üzerlerindeki karabasanın,
Geçirdikleri felcin farkındalar artık belli ki büyükçe bir parça.
Nasıl olunmasın ki!!!
Markete gidip de,
Bir ekmek,
Üç beş yumurta,
Yanına da biraz zeytin alındığında,
Kasada bu alış-verişin ağır bedeli ile karşılaşınca,
Yaşanan şok etkisi ile hissetmemek,
Farkına varamamak vaziyetin mümkün mü!!!
Her alış-veriş sonrası kasaya varınca,
Acıyı kemiklerinde hisseder oldu memleketimin insanı.
En en basitinden,
Bir diş fırçası,
Yanına da orta halli bir macun alayım desen,
Şaka gibi ama bedeli yaklaşık elli lira.
Bu sadece ağız hijyeni için ödenecek para.
Daha, öyle ev hijyenine falan gelemedik bu arada.
....
"İhtiyaçları aylara mı bölsem ki acaba!!!" diye düşünüyor insan bazı!
"Bu ay, yeyip-içip karnımı doyursam.
Diğer ay oksijen,
Güneş ışığı ve topraktan aldığım minerallerle beslenmeye çalışsam.
Ve böylece evin hijyenine, temizlik işlerine, suya yatırım yapsam.
Sonraki ay pislikten ölsem ama elektrik ve ısınmaya daha çok bütçe ayırsam.
Olağanüstü bir varlık olduğum için,
Vücudumda üç aylık ısı depolasam o ay ki,
Önümüzdeki aylarda depodan ısı kullanıp bütçeyi başka başka şeylere aktarsam!.."
Nasıl yaparsan yap,
Ne yaparsan yap,
Seçimlerinde nasıl bir öncelik sıralaması belirlersen belirle,
Bir türlü oldurulamayan kombinasyonlar serisi maalesef bizimkisi.
Kara kara düşündüren ve hiç bitemeyen "Ay sonu nasıl gelecek!!!" sorusu,
Milli karabasanımız oldu vaziyet böyleyken.
Az biraz bütçesi dolgun olanlar da,
Kazayla ucuz bir şeyler bulacak olsalar bir yerlerde,
Görüyorum ki,
O an ihtiyaçları yoksa da alır hale geldiler komik bir şekilde;
Nasılsa buna da zam gelecek,
Aman,
Zam gelmeden alayım da kenarda dursun diye.
....
Toplumun sohbet anlayışı bile değişti bu arada,
Bu karabasanla.
Kiminle karşılaşsam,
"Merhaba" sonrası başlıyor ekonominin geldiği nokta konulu konuşma.
Kırk yıllık hatırı olan,
Bir kahve içimlik sohbetlerin konusu bile,
Kalplerde bolca kırıklık yaratan kur artışları artık.
Çay sohbetlerinin,
Kapı önü muhabbetlerinin ana fikri ise herkes için aynı ve belli.
Yemek davetlerinde,
Kurulan sofraların baş köşesinde hep memleket meseleleri.
Konu ağır olunca da,
Kimse kendi özeline gelemiyor bile sohbetlerde tabi.
....
Dolar-Euro şahlandıkça,
Alıp da başını göklere tırmandıkça,
TL' den git gide uzaklaştıkça kendileri,
"Benim Dolar-Euro ile işim olmaz" diyenler dahi anladı; Tüm işlerin neyle döndüğünü,
Nereye bağlandığını,
Kesesindeki paranın artık nerelere ulaşamadığını.
Delikler büyüdükçe ceplerde,
Acılar derinleşti haliyle içlerde de.
Seslerini çıkarmak isteyip de çıkaramayanlar,
Bağırmak isteyip de bağıramayanlar bile artık haykırma evresinde.
....
Hep derim;
'İnsanoğlu su gibidir.
Bulunduğu kabın şeklini alıverir,
Alışır her şeye zaman içerisinde' diye ama bu konu başka.
Artık kaplar o kadar hızla değişip büyümeye başladı ki bu konuda son zamanlarda,
İnsanlar yoruldu,
Bıktı insanlar artık kaba göre şekilden şekile girmekten.
Alışmaktan da yoruldu artık insanlar,
Alışıyor-muş gibi yapmaktan da.
....
Bir yıl içerisinde,
Bir insanın sadece günlük yaşamını sürdürebilmesi adına tükettiği ve kullandığı her şeye en az %40-50 zam geldi.
Bu memlekette,
Maaşına yıllık %40-50 zaman alan insanlar var da biz mi bilmiyoruz acaba!!!
Milletin cebine giren para hep aynıyken,
Her şeye artık aylık,
Haftalık,
Hatta günlük olarak gelen zamlar karşısında,
Halkın refahını koruduğunu konuşabilmek,
Ekonominin iyi gidişatından bahsedebilmek,
Nasıl bir akıl dil bağlantısıdır onu da merak etmiyor değilim hani!!!
Aklın almadığını dil söylüyorsa,
Dilin söylediğini akıl almıyorsa,
Burada bir gariplik yok mu sizin nazarınızda da!!!
Bu nedir biliyor musunuz?
Bu olsa olsa,
Çok büyük bir akıl-dil bağlantısı hatasıdır anca.
....
'Artık, milli karabasanlardan kurtulup, güzel düşlere yatıp, güzel duygularla sabahlara uyanabilmek dileğiyle...'