Yaşamın gerçeklerinden kaçma şansınız yoktur. Ne kadar unutsanızda kulak arkası etsenizde bir gün yüzleşmek zorunda kalırsınız.
Hayatımızı idame ettirdiğimiz şehirde de gerçekle yüzleşme zamanımız yakın gibi duruyor DEPREMMM.
İsmi anıldığında tüylerimiz diken diken olur ve ürpeririz. Aslında ürperme sebebimiz gerçeği görüp tedbir almamızdandır. Asrın felaketini yaşamamızın üzerinden 22 yıl geçti, bir çok can ve mal kaybını, yurttaşların yaşadığı travmaları unuttuk . Yurdumuzda veya diğer çoğrafyalarda meydana gelen depremlerde aklımıza geliyor birkaç gün ah vah ve tekrar unutuyoruz.
Deprem bilinci hala yerleşmemiş ve yerleşmesi içinde hiç kimse kılını kıpırdatmıyor. İnsanlara depremin öldürdüğü anlatılır kadere bağlanır ve insanlar avutuluyor. Fakat gerçek tamamen farklıdır.
Bilime dayalı çalışmalar yapılmadığı ve geri pilanda bırakıldığı içindir ki, bu gerçeklerden zararı gören kesimde garibanlardır.
Siyasilerin son yıllarda insanları din literatürü ile yönlendirip yönetmek mantalitesi olduğundan boynu bükük gariban yurttaşım ne olursa kadere bağlayıp sineye çekiyor.
Şimdi soruyorum bu şehri yönetenlere;
Asrın felaketi üzerinden 22 yıl geçti;
Hasarlı binalarda hala insanlar yaşıyor?
Hasarlı Okullarda Çocuklarımız ders görüyor?
Belediyenizin bir binası yok Okul işgaliniz devam ediyor?
Deprem Toplanma Alanları nerelerde?
Bir felakette kullanılmak üzere Seyyar Hastane, Mutfak vs Ekipman var mı?
Deprem acil durum planları belirgin mi?
22 yıldır yapılan inşaatların denetimi nasıl yapıl dı?
İmar affıyla ruhsatlaştırdığınız yapılar ne derece depreme dayanıklı?
Bir felakette ulaşım planınız var mı?
Şimdi kötü senaryo ile içimizi kararttınız diyorsunuz ama biber misali gerçekler acı ne yazık ki.
Çicekle böcekle uğraşacağınıza şehrin önceliklerini görün ve bu doğrulluta hareket edin , bu vebalin altından nasıl kalkarsınız.
DEPREM ÖLDÜRMEZ BİNALAR ÖLDÜRÜR.iş