"Genç bir yazar.
Asıl işinin roman yazmak olduğunu düşünüyor ama geçimini sağlamak için küçük bir gazetede çalışıyor.
.....
Öteki genç yazar ise birkaç kitap yazmış ama hiçbiri ilgi görmemiş.
Edebiyat çevreleri onun adını anmıyor, yüzüne bile bakmıyor.
Basında adı geçen, ödüller kazanan, saygıyla anılan yazarların yanında bir hiç.
.....
Günün birinde bir arkadaşı, gazeteci yazara, tanınmamış yazarın kitaplarını gönderiyor. Bunlara bir göz atmasını istiyor. Yazar okuyor bunları ve birden heyecana kapılıyor. Okuduğu sayfalar müfhiş.
.....
Bu tanınmamış yazar, kendisinin ileride yazmayı planladığı sahneleri yazmış. Ama mükemmel bir üslupla. Karakterleri ve psikolojilerini ince ince örerek, romana yeni bir dil getirerek.
.....
Heyecanla kaleme kağıda sarılıyor ve kendi yalnızlık çölünde yaşamakta olan yazar için övgüler diziyor, bunu gazetesinde basıyor.
.....
Diyor ki:
**Bu yazarı okuyunca içimi günahkâr bir kıskançlık kapladı. Böylesine muhteşem ve gerçek bir savaş anlatımını okurken kıskançlık ateşi sardı beni... Bu parça beni kendine hayran bıraktı, cesaretimi kırdı, büyüledi çaresizliğe düşürdü.**
.....
Hiç beklemediği anda gazetede böyle bir övgüyü okuyan öteki yazarın halini düşünün. Gözlerine inanamıyor elbette.
.....
Çünkü edebiyat çevreleri ona hiç değer vermemişler, kitaplarından biri ancak 21 tane satılmış, o da artık her şeyden umudunu kesmiş, tam bu sırada bu makale çıkıyor.
Hemen oturup gazeteci yazara, *Dün akşam benim için büyük bir sürpriz oldu* diye yazıyor. Ona teşekkürlerini sunuyor.
.....
Ne var ki bu makale de işe yaramıyor ve o yazar sağlığında hiçbir başarıyı tatmadan, bu dünyaya veda ediyor, şansız şöhretsiz gömülüyor.
.....
Sözünü ettiğim birinci yazar Honore De Balzac, ikincisi ise Stendhal. İki dâhi birbirinin farkına varıyor, yaptıkları işin ne anlama geldiğini biliyor. Ama sağlıklarında ikisi de küçümseniyor.
.....
Stendhal sessizlik bataklığında boğuluyor. Balzac' la ise alay ediliyor. Fransız Akademisi' ne üye olma başvurusu hakaretlerle reddediliyor.
.....
O dönemin birçok yeteneksiz ve unutulmaya mahkûm yazarı ise tanrı muamelesi görüyor.
.....
Stendhal' ın değerini anlayan ve ondan bir dostuna övgüyle söz eden biri daha var: Goethe.
.....
Demek ki doğa kuralı değişmiyor: Kartal kartalla uçuyor, karga kargayla. Bir dâhiyi ancak başka bir dâhi anlıyor. Su başlarını tutmuş orta zekâlılar ise hepsiyle birden alay ediyor."
.....
Zülfü Livaneli' nin "ORTA ZEKÂLILAR CENNETİ" kitabından bir bölümdür,
Yukarıda okuduğunuz satırlar.
Ben okurken üzerine çok düşünmüştüm.
Bazen,
Bazı sözlerin,
Bazı yazılanların üzerine daha söz söylemek olmaz ya,
Bu satırların da üzerine söz söylemek olmaz.
Diyeceğim o ki sadece;
Bugün yaşadıklarımız,
Bugüne kadar yanlışlara,
Yanlış insanlara sahip çıkıp,
Doğru olanlara,
Doğru insanlara sahip çıkamamış olmamızın sonuçlarıdır.
.....
'Daha da derin yaralar almadan memleketçe, doğru olanlara, doğru insanlara sahip çıkabilmek dileğiyle...'