Haziran ayında yapılması öngörülen 2023 seçimlerinde sadece Cumhurbaşkanı değil, milletvekilleri de seçilecek. Bu yönde hazırlık içinde olan isimler olduğunu biliyoruz. Artık bu isimlerin de kendilerini ilan etmesine ramak kaldı.
Çalışmaları, bağlantıları ve sosyal medya paylaşımları bizim söylediklerimizi doğrular nitelikte.
Hatırlarsanız ilk olarak Fiskobirlik toplantısı yaşan Lütfi Bayraktar’a aday olup olmayacağı sorulmuştu, O da aday olmasının en doğal beklenti olduğunu söylemişti.
Ardından İyi Partili Selçuk Kılıçarslan il başkanlığından ayrılacağını söylemişti. Kılıçarslan’ın aday olacağını ilan etmesine gerek kalmamış oldu.
Geyve’de üçüncü dönemini tamamlamak üzere olan Murat Kaya’nın da süreç başlar başlamaz istifa edeceğine kesin gözü ile bakılıyor.
Aynı şekilde Kuzey’de de Ahmet Acar üçüncü dönemini tamamlıyor. Acar’ın gezileri, üçüncü dönemde de durmaksızın çalışması ve çevreden kendisine yöneltilen baskı belediye başkanlığından ayrılıp milletvekili adayı olmasını zorunlu hale getiriyor.
Tüm bu şartlar altında siyasi partilerin de liste yaparken dengeleri gözetmesi gerekiyor. Sakarya’nın kuzeyi ve güneyi olduğu gerçeğini artık herkes görmek zorunda. Sürekli seçim sisteminde dar bölge ya da daraltılmış bölge lafları ediliyordu. Bu seçimde fiili olarak bir dar bölge seçimi işlemeye başlamış olacak. En azından Sakarya için bu şekilde olması gerekiyor gibi.
Artık siyasi partiler güçlü oldukları bölgeyi seçmek ve milletvekili aday listesi yaparken güçlü ve zayıf oldukları yerlere göre tercihte bulunmak zorundalar.
Tabi değerlendirmede bulunmak için çok erken ama…
Listeler açıklandığında bu dediğim kritere göre hesap yapanlar daha kazançlı çıkacak gibi.
O fıkradaki gibi
Türkiye’nin geçtiğimiz hafta bir numaralı gündemi hiç şüphesiz Ekrem İmamoğlu oldu. İmamoğlu’nun 2 yıl, yedi buçuk ay ceza aldığının açıklanmasının ardından ortalık bir anda karıştı.
Bu konuda benim anlamadığım birkaç şey var.
En başta bu davanın o gün sonuçlanacağı belli değil miydi? En azından duruşma olacağı kesinlikle belliydi. Kararın bu şekilde çıkıp çıkmayacağı konusu bilinemeyebilir de… Duruşma olacağı biliniyor ve hatta büyük ihtimalle karar çıkacağı önceden tahmin ediliyordu.
Karar ceza içerir şekilde açıklandı. Bunun ardından Saraçhane’de büyük bir miting düzenlendi. Bu mitingin 24 saat gibi bir sürede organize edilmesi çok zor. Ancak şöyle düşünelim. Ekrem İmamoğlu, davanın sonuçlanacağını bildiği için, ceza alsa da almasa da bu şekilde bir organizasyona girişebilir. Tüm siyasetçiler ödüllerini de cezalarını da halkla paylaşmak ister.
Velev ki İmamoğlu ceza almasaydı, yine de Saraçhane’de bu tip bir organizasyon yapardı.
Saraçhane mitinginde İmamoğlu ve yanındakilerin yüzü hiç de ceza alan adam endişesi taşımıyordu. Bilakis aldığı cezanın kendisini kahraman edeceği ümidi bile vardı.
Tayyip Erdoğan’ın hapse girişine benzer bir süreç ümidi yüzüne yansıyordu.
Bu bize eskiden beri pek çok yerde anlattığımız bir fıkrayı anımsattı.
Kadının biri yurtdışı gezisine gitmiş. Birkaç gün sonunda hizmetçisinden bir mesaj gelmiş. “Kediniz öldü!”
Kadın gezisini kesmiş, apar topar dönmüş. Hizmetçiye sitem ederek, “Bak kardeşim! Öyle hemen ‘Kediniz öldü’ diye mesaj atılmaz. Önce bir mesaj atarsın, ‘Kediniz dama çıktı’ dersin. İkinci mesajı ‘Kedinizin ayağı kaydı düştü’ diye atarsın. Üçüncü mesajda ‘Kediniz yoğun bakımda’ yazarsın. Son mesajda ‘Kediniz öldü’ dersin” demiş. Evin hizmetçisi de “Ben ne bilirim hanımım. Bir daha öyle bir durum olursa dediğiniz gibi yaparım” demiş.
Bir süre sonra kadın yeniden yurtdışı gezisine gitmiş. Hizmetçiden bir mesaj: “Anneniz dama çıktı…”
Şimdi İmamoğlu’nun sevinci aslında daha önce gerçekleşen olaylar zincirinin tekrar edeceği umudundan kaynaklanıyor. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamaya hazırlandığı şu günlerde, hem de Sayın Kılıçdaroğlu yurtdışı gezisindeyken yapılan bu gövde gösterisi siyasette kartların yeniden karılmasına neden olacak.
Bakalım önümüzdeki haftaya neler değişecek…
www.twitter.com/muniralikara
