Kazasız belasız bir bayramı daha geride bıraktık.
Bayramlar küskünlerin barıştığı, sevgi ve paylaşımın zirve yaptığı günler. Şükür olsun ki bizim şehirde birbirlerine demediklerini bırakmayan, topluluk içinde tokalaşmayan hatta hepsini çuvala doldurup Sakarya’ya döktüğünü söyleyen siyasiler barışmış.
Elbette küs kalmak, geçmiş ile yaşamak doğru değil. Ancak hala yüzüne söyleyemeyeceği lafları arkasından konuşup sonrasında sarmaş dolaş olanları görünce benim midem bulanıyor. Sizde durum nedir bilemem?
Siyasete, siyasetçiye bakış açımız değişti. Sanki siyasilerin hepsi yanardöner. Oysa özü sözü bir olanları da tanıyorum. Yüzüne söyleyemediği hiçbir sözü rakibinin arkasından da konuşmuyor, konuşulmasına izin vermiyor. Bizim midemizi bulandıran durum onlarda nasıl etki yapıyordur kimbilir?
Aynı partinin iki önemli isminin bayram samimiyetine ilginç yorumlar geliyor. “Sakarya’dayanardöner siyasetçi olmaz. Yüzüne söyleyemediklerini arkadan konuşmazlar” demeyi ne çok isterdim ancak durum öyle değil...
Süleyman Demirel’den siyasilere miras kalan “dün dündür, bugün ise bugün” söylemi bazı siyasilerin resmen yol haritası, atasözü olmuş.. Baksanıza… Sorsanız mevcut iktidarın temsilcileri Demirel’i sevmezler hatta eleştiri yağmuruna tutarlar. Oysa onun söylemlerini kendilerine yol haritası yaptılar…
Bayramda ki barış çubuğu üzerine yazarken mevzuyu takip edenlerin sadece iki şahıs üzerinde durduğumu düşünmelerini istemem.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. İsim vererek yazmıyorum. Çünkü midemi bulandıran mevzu bu kadar detayı hak etmiyor.
Bayram şirinlerine söylenecek çok söz var. Ancak siyaseti adam gibi yapanlara haksızlık yapıyorsunuz. Toplum bütün siyasileri sizin gibi omurgasız zannediyor diyerek konuyu kapatmak istiyorum.
Unutmadan; umarım gelecekte siyaset yapacak gençler size benzemez. Ve yine umut ederim ki siyasette riyakarlık, ikiyüzlülük biter.Ve yeni nesil mide bulandıran görüntülerden, davranışlardan kurtulmuş olur…