6 Şubat depreminin ikinci yıldönümü.

Acılar tazelendi, özlemler güncellendi, kızgınlıklar ve yaralarımız depreşti.

Hayatımızı idame ettirdiğimiz şehrimizde birçok yurttaşın en korktuğu doğa olayı depremdir.

Belleklere kazınmıştır.

Son günlerde yer kabuğundaki hareketlilik bu endişelerimizi biraz daha tetikledi. başkasından bekler

Yapılması gere

Yıldönümlerinde hemen ne kadar önem arz ettiği aklımıza gelir atıp tutarız sonuç kocamannn bir hiç.

Kurumsal ve bireysel olarak tedbir söylemleri dillerde pelesenk olur ancak uygulamaya geçmez.

Yurttaşlar yaşamlarını endişeli bir bicimde idame ettirmek zorunda.

Zemin sıvılaşması konusunda her halde birinci sırayı kimselere kaptırmayız.

Hal böyle olunca;

Kentsel dönüşüm elzem ve ivedidir.

İMO Sakarya şube başkanı Sayın Semih Uçar yaptığı açıklamada,

DEPREMDE HASARIN EN ÇOK OLDUĞU BÖLGELER

Kahramanmaraş depremlerinin yıldönümünde bir kez daha  deprem bölgesinde yer alan Sakarya’daki yapıların ne kadar dayanıklı olduğu gündeme geldi. “Deprem hasarlarının yaygın olarak oluştuğu bölgeler sıvılaşan bölgeler bunlarda genellikle değerli tarım arazileri üzerinde planlanmış şehirlerdir.” diyen İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Başkanı Semih Uçar, Sakarya Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, belediyelerin yetkili kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının önderleri ile sıvılaşan zeminlerle ilgili çözüm önerileri üretebilmek için “Zemin Sakarya” adında bir platform kurduklarını söyledi.

DÜNYA LİTERATÜRÜNDE

Tekrar aynı hataları yapmamak adına Zemin Sakarya Platformu’nu kurduklarını belirten Uçar, “Bu çalışma platformunda özellikle kentsel dönüşüm bölgesinde bildiğiniz gibi sıvılaşan bölgeler var ve bu sıvılaşan bölgelerdeki dünya literatürüne girmiş kendi kendine devrilen, eğilen, kaykılan binalarımız mevcut. Bunları şu an bütün dünya konuşuyor.”

‘KENDİMİZİ ALDATMAYALIM’

Aynı acıların yaşanmaması için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğinin altını çizen Uçar açıklamasına şöyle devam etti:
“Sorunun bilinç düzeyi, deneyim ve ahlaki kurallar kapsamında toplumsal bir sorun olduğunu defalarca dile getirmiştik. Bu açıdan ülkemizin, şehirlerimizin ve yerleşim alanlarımızın koşulları dikkate alınarak şehir planlama faaliyetlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini ve kendimizi artık aldatmamamız gerektiğini dile getirdik. Bundan sonraki kuvvetli yer hareketlerinin ilimizde veya başka bir yerleşim alanında, nerede vukuu bulursa bulsun tekrar aynı acıları yaşayacağız. Bugün de aynı şeyi dile getiriyorum.”

Kısacası sevgili başkan diyor ki;

Bilimin ışığında gerekli donanıma sahip meslek mensupları ve denetçiler ile ilkeli yapılacak çalışmalar sonuç verir ve böylesi izleri kolay silenemeyecek acıları bir daha yaşamayız.

“DEPREM ÖLDÜRMEZ BİNALAR ÖLDÜRÜR”