Çok eski zamanlarda bir imparatorluk varmış? Bu imparatorlukta yaşayan vatandaşlar çok zorlansalar da ekonomik olarak ne kadar sıkıntıya girseler de konuşamazlarmış, haklarını arayamazlarmış. Konuşanların çoğu ya zindandaymış, ya da sürgün edilirmiş. İnsanların ne kadar özgürlükleri kısıtlansa da her şeyi kabul etmek zorunda kalırmış. Bu ülkenin adı korku imparatorluğuymuş.

Bu imparatorlukta sokak da simit satanından, bilginlere kadar kimse sesini çıkaramazmış, sesini çıkardıkları zaman başlarına gelecekleri bildiği için kimse cesaret edemezmiş.

 Korku imparatoru ülkeyi kendi istediği gibi yönetip halkını görmezden gelirmiş. Halk ses çıkarmaya kalksa maalesef ya zindan olurmuş sonu ya da ülkede yaşayamaz hale gelirmiş. Aslında 7’den, 77’ye hiç kimse imparatorlukta yaşamaktan bıkmış ama gidecekleri yer olmadığı için korku imparatoruna katlanmak zorunda kalıyormuş. Bazen birkaç kişi çıkıp konuşmak haksızlıkları ortaya çıkarmak istese de susturuluyormuş. Bakmışlar korku imparatorluğunda yaşayanlar hiçbir şey fayda etmiyor, böyle yaşamak için her şeye boyun eğmişler. Birinin gelip bir şeyleri düzeltmesini beklemişler.

Herkesin kendine göre korkuları farklıdır elbet. Kimisi aç kalmaktan, kimi makamının elinden alınmasından, kimi parasını kaybetmekten, kimi ailesine zarar gelmesinden, çoluk çocuğunun ölmesinden, yalnız kalmaktan, dışlanmaktan korkar.  Hasılı maddi manevi pek çok korkular var. İşte bu korkuların tek bir yere bağlanmasına, manipülasyonla tek adama, tek rejime, tek şahsa bağlanmasıyla oluşan yere korku imparatorluğu diyoruz. 

Ama bir şey daha var. Korku, vehme dayanır. Kafamızdadır, kafamızdaki kendi  kurduğumuz bağlarımızdadır. Bir şeylerden korkar ve buradan bana zarar gelebilir ihtimaliyle oraya gitmeyiz. Belki de gelmeyecektir ama o vehmî zarar düşündüğümüz yer, bizi kendi güvenli alanımızda tutarak emniyette hissettirir. Korku, hissîdir. Bazı işaretlerin bağını kurarak kendimizce kafamızda kurgular ve tamamlarız. Ve olmuş gibi düşünüp korkarız.

Korkularımızdan kurtulmamız gerekir ve bunun için birbirimizi dinlememiz gerekir.