Bayram öncesi birilerini hedef tahtasına oturtup eleştirmek doğru olmaz diye düşünüp, güzellemelerle dolu bir yazı kaleme alacaktım. Bir rahat bıraksalar, aklımızla dalga geçmeseler ‘Bayramlık’ bir yazı hazırlamıştım bile...

Gelin görün ki sabredemedim.

“Bayram paylaşmaktır” diye başlayan ve “ lütfen et için kurban kesmeyin” diyecekken birikmiş meselleri ele almak durumunda kaldım.

Bayram öncesi yoğun gündem, yapılan basın toplantılarında takıldığım noktalara değinmesem olmaz.

REKTÖR SAVAŞAN’A...

Sakarya Üniversitesi’nin yeni rektörü ‘bizi izleyin’ türünden bir basın toplantısı tertipledi. Ben şehir dışındayken gerçekleştiği için toplantı, Bayram Arifesine nasip oldu fikir beyan etmek.

Sevgi Hocam; Sizi izleyip, yapacağınızı vaat ettiğiniz güzellikleri elbette takip edeceğiz. Ancak işe başlayış şeklinize bakarsak sonu hayır görünmüyor. Tek düze, eş-dost kayırması atamalarınız ve inkar etseniz bile istifa talepleriniz maalesef size karşı önyargı oluşturdu. Sizin bugün yaptığınız atamalar bir grubun, bir cemaatin yıllardır Devlet içinde yayılmasına sebep olanlara çok benziyor. (Teşbihte hata olmaz)Sizin anlattıklarınızı yapabileceğinizi bile düşünsek sırf benzeşme nedeniyle tedirgin oluyoruz. Üniversiteler özgür ortamlardır bırakın bütün dekanlar, bölüm başkanları sizin gibi düşünmesin ama işini düzgün yapsın. Adam kayırmacılığın olmadığına ikna edin. Liyakatın atamalarda geçer akçe olduğuna inanalım, inanın sizin yolunuzu açmak için bizlerde destek oluruz...

Amma velakin işe başlarken yaptıklarınız destek olmamıza engel oluyor...

DEPREM GERÇEĞİ;

Sakarya’nın birinci derece deprem kuşağında olduğunu, belli aralıklarla deprem yaşadığını anlatmaya gerek yok. Unutmadık, unutturmayacağız, kat sınırlamasına bir tek O direndi vs vs...

Bunları geçelim beyler.

Deprem gerçeğini biliyorsak ve önlem alınması gerekliliğinde hem fikirsek yapılması gerekenlerin de apaçık ortada durduğunu dillendirelim...

Sakarya’da konutlarda üç kat sınırlaması var. Ancak büyük işlerde kat sınırı falan yok. (Kaldı ki ben şehrin belli bölgelerinde kat sınırının 5 kat olmasından yanayım) Mesele benim ne düşündüğüm değil elbette. Siz şehrin herhangi bir yerinde, zemin etüdü yapılmış, deprem yönetmeliğine uygun 3 kat bina yapılmasına izin veriyorsunuz. Ancak yanı başında depremi yaşamış 5 katlı bina...

Kaç şiddetinde depreme dayanır. Hasar almış mı? Binanın ne kadar ömrü kalmış? Bunları kimse bilmiyor ama bunun hiç önemi yok. Çünkü deprem güvenliği kimsenin umurunda değil. Herkes günü kurtarmanın derdinde...

O sebeple köşe başında ki, şehrin göbeğinde ki makyajlı binayı görende olmuyor...

Lütfen kimse Sakarya’da çok katlıya bir tek O direndi falan filan gibi geyikler yapmasın...

Sakarya’yı yönetenler sadece algı operasyonuyla kendini övmemizi bekliyor. Yani aklımızla dalga geçiyor...

Aman bayram bayram üzmeyelim bizi yönetenleri.

Lütfen et için kurban kesmeyelim. Kurban paylaşmaktır diyelim ve o niyetle bayramlaşalım.

Hepinize, hepimize iyi bayramlar.