Salgın ile mücadeleyi dar gelirli vatandaş ve esnafın omuzlarına yüklemek olur mu?
Çekilen zahmetin faturası niye hep aynı kitleye kesiliyor?
Karar vericilerin tuzu kuru…
Onlar sürecin en başından bu yana gelir kaybı yaşamadılar. Evlerinde kurdeşen dökecek seviyeye gelmediler.
Karar vericiler kendilerine göre karar aldıkları müddetçe mağduriyet bitmeyecek.
Karar vericilerin ‘Sözün senet’ olduğu kitleden değil.
Karar vericiler “Akşam evime ekmek götürebilecek miyim” endişesi yaşamıyor
Bugün de işe gidemedik, dükkan sahibi kira bekler, çocuklarımın isteklerini karşılayamadım… Diyenleri temsil eden kimse var mı KARAR VERİCİLER arasında… Elbette yok…
Karar vericiler; Yaşamak için çalışmak ve en önemlisi günlük yaşayanlardan olmadığına göre, günlerce cefa çeken insanların cezalandırır gibi kararların alınması normal değil mi?
Tüccar, esnaf, sanayici ve hizmet sektörü bu şartlar altında ve alınan bu kararlar ile yaşantısına ve sözlerine sadık kalmaya devam edemez. Kazanmadan kimse yaşayamaz.
‘Her şeyin başı sağlık’ ama insanların ruh sağlığı bozuldu.
Bir yılı aşkın süredir; Bir öyle bir böyle kararlar alınıyor.
Neredeyse bütün planlar ülkeye gelecek turiste göre yapılıyor. Elbette turizm geliri önemli. Elbette ülkeye paranın girmesi gerekiyor. Ama turizm sektöründe olmayanlarda bizim insanımız…
Ülkede sadece iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda ayrıcalıklı aile yaşamıyor.
Velhasıl sözün özü; Alınan kararlar bunca zahmete katlanan insanımıza ceza olarak geri dönmemeliydi…