Sizlere bu yazıda İran yapımı olan, yönetmenliğini ve senaristliğini Marziyeh Meshkini yaptığı çok güzel ve Orta Doğuda kadınların yaşamına ışık tutan bir film olan Kadın Olduğum Gün’den bahsedeceğim.

Film, adından anlaşılacağı üzere sınıflı ve maço İran toplumunda kadının ezilmişliğine odaklanmaktadır. Filmin tuhaf bir tarafsızlık içerisinde olmadığını veya sadece “göstermekle” yetinmediğini; kadının ezilmişliğine karşı isyankâr bir bakış açısına sahip olduğunu eklemeliyim.

Filmde, üç farklı kadın karakterinin hikâyesi işlenmektedir.

Havva’nın hikâyesiyle başlıyor film. Havva dokuz yaşında bir kız çocuğudur. Okuluna devam eden, okul dışında da sokakta kız, erkek arkadaşlarıyla oyunlar oynayan bir çocuktur. Filme adını veren olay gerçekleşir. Havva adet görür ve artık o bir “kadındır”. Kadın olduğu gün gelip çatmıştır. Bir gün önce sokakta oynadığı erkek arkadaşı Hasan kendisini yine oyun oynamaya çağırmaya gelmiştir. Havva artık bir kadın olduğu için erkeklerle yan yana gelmesi “tasvip edilemez”. Başını da örtmesi gerekmektedir. Sokakta fazla zaman geçirmesi, kahkaha atması falan uygun değildir. Bir günde yaşanan bu radikal değişikliğin bütün karakterlerdeki trajikomik yansımasını izliyoruz bu bölümde. Oldukça yaratıcı diyaloglar ve olağanüstü bir sinematografi eşliğinde.

İkinci hikâyede evli bir genç kadın olan Ahu’yu görüyoruz. Ondan da kocasının izni olmadan hiçbir şey yapmaması bekleniyor fakat potansiyelini gerçekleştirme fırsatı bulamayan nice evli kadın gibi Ahu’nun da içerisinde usandırıcı ev işleri dışında başka şeyler yapmak vardır. Ahu, bir bisiklet yarışmasına katılmasının hayatında fark yaratacağını ve bu sayede hayatındaki kuşatmayı bir parça öteleyeceğini düşünmektedir. Ona akrabalık bağıyla bağlı olmak dışında hiçbir özelliği olmayan birtakım adamlar için bu olay kabul edilemez. Bu akrabalar Ahu’yu yarışı bırakmaya ikna etmesi için bir ara imamı da getiriyorlar. Ahu’nun fıtratında boyun eğmek olmalıdır. Fıtratı akraba erkeklerin ve imamın karanlık ideolojileri belirler. Nefes kesici yarış başlar. Ahu pedala basar, karanlık ideolojiler de Ahu’nun arkasında ikna, yalvarma, olmadı tehdit ve zorbalık gibi yöntemlerle ona yetişmeye çalışır.

Son hikâyede yaşlı bir kadın olan Hura’yı görüyoruz. Hiç evlenmemiştir Hura. Evlenmeyen kadın da gerici toplumsallık için bir problem, bir anormalliktir. Bu yüzden onu baskılar. Yine o kadına bir takım akrabalık bağıyla bağlı olan adamlar aracılığı ile. Hura’nın tek başına dışarı çıkması, tek başına yaşaması tasvip edilmez. Bu yüzden Hura’nın içinde bir takım uhdeler kalmıştır. 70 yaşındaki Hura kararlıdır. Alışveriş merkezine gider ve evlenmemiş bir kadın olarak sahip olmakta zorlandığı bir takım tüketim maddelerini ve bir takım objeleri satın alır. İran toplumsallığı için devrimci bir tavırdır bu.

Hazır Mübarek Ramazan ayı içerisindeyken size iyi bir film önerisi bence, değerlendirin deri. Bu arada hepinize hayırlı İftarlar.