Merkez üssü Kahramanmaraş olan 2 büyük depremde 10 ilimiz zarar gördü. Hatta zarar görmek lafı çok hafif kalır. Binlerce insan enkaz altında can verdi, bazıları ise hipotermiden hayatını kaybetti.
17 Ağustos 1999 depreminden sonra doğa bize bir süre verdi. Yıllarca meclise depremle ilgili önergeler, kanun teklifleri verildi. Hepsi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Evet REDDEDİLDİ. Yer bilimcilerin deprem üzerine hazırladığı plan gönderdikleri kurum ve kuruluşlar tarafından REDDEDİLDİ. Yapılar denetlenmedi, hırsız müteahhitler görmezden gelindi. Yıllarca sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıldı. Anca deprem olduğunda nasıl korunmamız gerektiği yönünde eğitim verdiler. Bu eğitimler tabi ki önemli ama bundan önce yapılması gereken çok şey var. Kadercilik anlayışıyla gittiğimiz takdirde daha çok can gidecek. Her seferinde deprem olduğunda Japonya örnek veriliyor. Neden mi? Çünkü kadercilik anlayışıyla değil bilime inanarak ilerliyorlar. Binaların altına kurdukları sistem ile en az hasar ile atlatıyorlar çoğu depremi. Olması gereken de bu. Bizim 99 depreminden sonra bunlara imrenerek bakmamamız gerekiyordu. Bize zaman verildi, akıllanmadık. Kusura bakmayın siyaset yapmanın zamanı değil diyorlar ama yapmamak elde değil. Geçtiğimiz yıllarda yeterli bir çalışma yapılmış olsaydı Türkiye’de bunların hiçbiri olmazdı. Önergeler, kanun teklifleri reddedilmeseydi…
Kader değil arkadaşım değil! Bilim bizim yaralarımızı saracak. Tamam en çok sen inanıyorsun ama lütfen artık gerçekçi bakın. Ülkemizde çok başarılı bu alanda bilim insanları mevcut. Onlarla ortak çalışmanın zamanı gelmişti, geçti. Dile kolay saatlerce, günlerce o enkazın altında yardım beklemek kolay mı? Biz sıcak evlerimiz, yatağımızdayız belki ama onlar soğukta bir bekleyiş içerisinde. Bazılarının ise çoktan umudu tükendi. Uzaktan bizler nasıl destek olabiliriz? Maddi yardım, erzak yardımı az çok demeden yanlarında olmamız lazım. Bu can hepimizin canı. Unutmayın.