8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek anlamını artık herkes biliyordur diye düşünüyorum. En azından öyle olduğunu umuyorum. Ben kendi adıma 8 Mart’ta çiçekli, böcekli paylaşımlar görmekten çok sıkıldım. Bundan oldukça rahatsızlık duyuyorum. Çünkü 8 Mart bir temsil günüdür. Günümüzde kadın ve erkek eşitliği hukuken belirli bir düzeye gelse de halen yaşama mücadelesi veriyoruz. Ben bir kadın olarak akşam sokağa çıktığımda tedirgin oluyorsam kesinlikle bir sorun vardır. Bakın bu geç saatte dışarı çıkma veya çıkmama konusu değil. Ülkemizde güpegündüz de kadınlar öldürülüyor. 7-8 suç kaydı hatta belki de daha fazla olan şahıslar dışarıda cirit atıyor. Caydırıcı cezalar yok. İyi hal indirimleri havada uçuşuyor. Sadece bununla kalmıyor, canları istedikleri için de cinayet işliyorlar. Sayın bakanımızın Aile Yılı olarak nitelendirdiği yılda onlarca kadın en yakınları tarafından katledildi.
Kadın öldürülür, “orda ne işi vardı” derler. Kadın öldürülür, “onu giymeseydi” derler. Kadın tecavüze uğrar, “rızası vardı” derler. Kadın tacize uğrar, “hak etmiştir” derler. Gerçekten kafayı yememek elde değil. Faili meşrulaştıran bu ifadeler sayesinde adalete de güven kalmadı. Bu ülkede bir devlet büyüğü tarafından tecavüze uğrayıp hamile bırakılan kadınlar hakkında, “sen doğur, devlet bakar” ifadeleri kullanıldı. Daha ötesi ne olabilir? Adamın teki çıkıyor, kadını tehdit ediyor. Kadın diyor ki, “seni şikayet edeceğim”. Adam da diyor ki, “Et, 2 yıl yatar çıkarım.” İçler acısı bir durumdayız. Bu ülkede her kadın hayatının belirli noktalarında elbet taciz edilmiştir. Kimimiz korkudan, kimimiz ne yapacağımızı bilememekten sustuk, kimimiz de konuşmayı seçti. Konuşurken susturulduk da aynı zamanda. Başından geçeni anlattığında, kıyafetini ve saati sordular. Yahu ne önemi var Allah aşkına? Mağduru anlamak yerine fail ile empati yapan bir topluma dönüştük. Eşinden boşanmak istedi diye öldürülen kadınlar, “hayır” dedi diye öldürülen kadınlar, karşı geldi diye öldürülen kadınlar, yaşadığı bir ilişki yüzünden öldürülen kadınlar ve nice sebeplerden öldürülen kadınlar ülkesi Türkiye.
Güzel ülkemin bu denli kadın mezarlığı olmasını yediremiyorum. Sadece kadınlar da değil. Çocuklar, bebekler, hayvanlar… Sadece yaşamak istiyoruz. Pek umudum yok ama dileğim daha adaletli bir Türkiye. Özgür, mutlu, huzurlu ve HAYATTA kalmak dileğiyle…