Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, “Bir tercih değil, mecburiyettir” diyerek deprem güvenliği üzerinden değerlendirmelerde bulunmuş.
Asıl gündemimizin deprem olduğu, afetlere dirençli şehirler inşa edilmesi gerekliliği ve kentsel dönüşümün kaçınılmaz olduğunu tarif etmiş.
Sözlerin ve tespitlerin tamamına katılmak kaçınılmaz ancak bir gerçek var ki depremin üzerinden yirmi beş yıl geçmiş olmasına rağmen, hiçbir şey yapılmamış olmasının sorumlusu kim diye sormak akla geliyor.
Bu süre zarfında deprem olmamış olması tamamen şansımız, aksi durumu düşünmek bile istemem.
1999 depreminden kalma hasarlı ya da yorgun çok katlı bina sayımız bir hayli fazla, öyle ki yakın zamana kadar 21 hasarlı okulumuz vardı.
Bir dönem tartışma konusu haline dönüşmüştü.
Milli Eğitim Müdürlüğü marifetiyle dönemin Vali’sine sunulan raporda hasarlı okullarda söz edilirken bir müddet sonra rapor ortadan kayboluyor ve sihirli bir el değmişçesine hasarlı okulların varlığından söz edilmiyor.
Dönemin CHP Milletvekili Engin Özkoç’un ortaya çıkardığı bu rapor, Milli Eğitim Bakanlığı’na sunulan soru önergesi ile tekrar ortaya çıkmıştı.
Dedim ya şansımız olan deprem yaşamamış olmamız.
Düşünsenize 21 hasarlı okul olası bir depremde nasıl bir manzara ile bizi karşı karşıya bırakır.
Biz konumuza yani başkan Alemdar’ın deprem üzerinde ki tespitine dönelim. Konu siyasete malzeme edilmeyecek kadar değerli ve tüm hassasiyetimiz ile üzerinde durulması gereken bir konu.
Alemdar’ın sözünü ettiği gibi şehrin en öncelikli gündemi ve öylede olmalı. Bu konu üzerine birçok panel, toplantı düzenlendi, tüm basın her daim gündemde tuttu.
Talihsiz olan ise Büyükşehir Belediyesi’nin ve iktidarın gündemi bir türlü olamadı.
Dönem dönem kentsel dönüşüm adı altında ortaya atılan sözlü iddialar oldu ancak hep sözde kaldı, bir adım öteye taşınamadı.
Somut gerçekliğe ulaşmak asla mümkün olmadı, günü kurtarmak adına sözler söylendi, umarım Yusuf Alemdar’ın sözü bu türden olmasın.
Sarf ettiği sözleri ve tespitleri son derece değerli buluyorum, dediğim gibi eyleme dönüşmeli ve kararlı bir duruş sergilenmeli.
Bunun yolu da Büyükşehir Belediye öncülüğünde olacağı gibi, tüm tarafların ve şehrin kabulünü sağlamak marifetiyle üstesinden gelinebileceği bilinmeli.
Aksi halde yalnızlık olur ve sonuca gitmek mümkün olmaz.
Sözün özü deprem gerçekliğinden uzaklaşmadan fazla söze müracaat etmeksizin eyleme dönüştürmek, bir an evvel sağlıklı çalışmalar yürütmek.
Deprem çok uzakta durmuyor, zaman son derece daraldı ve değerli. Artık vakti doğru değerlendirelim.
Eyvah demek istemiyorsak…
Rahmetli deprem dedenin dediği gibi “ Deprem Öldürmez Binalar Öldürür.”