Bayramların havası bir başkadır. Yemek yemeyi sevdiğimden ötürü -hangimiz sevmez ki- biraz buna değinmek istiyorum.

Bayram öncesi açılan baklavalar, baklavanın fırında pişmesi ve o güzelim hamurun hafif yanık kokusu ne enfestir! Eve ayağınızı bastığınızda bir huzur kaplar içinizi. O koku evin dört bir köşesine sinmiştir. Şimdi Kurban Bayramı'nı kutladığımızdan Ramazan-ı Şerif'in yemeklerle bezeli o güzelliğine değinmeyeceğim.

Bayram deyince ülkemizde çok farklı şeyler oluyor. Öncelikle bu mutlu günlerde yollarda kendinize çok dikkat edin. Bayramı tatsız ve acı dolu yarınlara çevirmeyin lütfen. Yaşlılara hoşgörüyü ve saygıyı; çocuklara sevgi göstermeyi unutmayın. Kapınıza geldiklerinde onları geri göndermeyin. 

Bizler çocukluğumuzun tadını bulamasak da örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin ölçüsünde bu bayramları yaşamak yine de çok önemli. Hala hayattayken sevdiklerimizle bir arada olmak yıllar sonra buruk anılar olarak yad edeceğimiz günler olacak unutmayalım.

Günümüzde bayramların, değil komşuların akrabaların bile birbirlerinin yüzünü unuttuğu bir koşuşturma çarkı içinde; soluklanmak için 'manevi duygulardan' çok tatil anlamı içeriyor oluşu çok üzücü gerçekten. Yorgun bedenler için bir fırsat resmi tatiller ve en başta da bayramlar artık. Birçoğumuz için, bayramlar; dört gözle çekilen tatil günleri oldu ne yazık ki.

Bayramlar maalesef artık bizler için tatil gününden farksız oldu. Gerçi bunun için kimseyi de suçlayamayız dünya değişiyor ve dünya değiştikçe insanların ihtiyaçları ve öncelikleri değişiyor.

Neyse herkese iyi bayramlar.