“İran sineması” denilince aklımıza gelen özgün bir sinema dili ve bazı kodlar var. Bu kodları ve anlatım dilini özel kılan temel nedeni; sinemanın İran'da uygulanan baskıcı rejim, sansür, savaş ve zorlu ekonomik koşulların zorluğundan süzülüp gelmesi gibi görünüyor.
Oldukça kısıtlı bütçelerle çekilmesine rağmen beyaz perdeye başarıyla yansıtılan bu saf gerçeklik, izleyiciyi sarsmayı başarıyor.
Zaten İran Sineması’nın dili ve etkisi, dünyanın çeşitli yerlerindeki festivallerde ve yarışmalarda alınan özel ödüllerle de karşılığını bulmayı başarıyor. Bu kısıtlı bütçelerle ve zorlu şartlarla iz bırakabilen İran filmleri çok fazla.
Ortadoğu coğrafyasının köklü ve kadim bir kültüre sahip ülkesi İran, geçmişten bugüne farklı medeniyetlerin, imparatorlukların ve ülkelerin egemenliğinde olduğu için, renkli bir kültürel dokuya sahip önemli bir yapıdır.
Topraklarından gelip geçen her toplumun farklı bir renk ve iz bıraktığı İran; bu çok renklilik yanında ağır İslami yapının yaşamın her katmanına sızdığı baskıcı bir zihniyet ile yoğrulmuştur. Bir yanda birçok sanatın varlığı ve gelişmesi için var olan kültürel zenginlik, diğer yanda ise dini baskılar İran’daki sanatı farklı bir kulvara itmiştir.
Yaşamın her alanında etkili olan bu baskıcı zihniyeti ve özellikle devlet eliyle sürdürülen sansür mekanizmasını aşmak isteyen sanatçılar; sanatın hangi dalı olursa olsun, mitler, simgeler, imgeler ve dolaylı anlatım yollarını kullanarak sanatlarını inşa etme yoluna gitmişlerdir. Söz konusu bu çıkış yolu, sanatın önünde baskıların sınır olamayacağı ve sanatçının sanatını her şeye rağmen yapma aşkının mutlaka bir çıkar yol bulacağının göstergesi olarak okunabilir.
İran Sinemasının ilk yıllarından bugüne hız kesmeyen sansür mekanizması ve baskıcı zihniyet, film üreten kişileri de (senarist-yönetmen-yapımcı) farklı arayışlara itmiştir. Sözgelimi, kadınların dini perspektiften çok görünür olmadıkları toplumsal yapıda, filmlerde de çok yoğun kadın teması ya da görseli kullanılmaz.
Yine kadın-erkek arasındaki ilişkileri vermek sakıncalı görüldüğü için, filmlerin çoğunlukla anlatısının merkezinde çocuklar yer alır. Yönetmenler ve senaristler, çocukların masum, saf ve temiz dünyaları üzerinden hem de meşru bir zeminde küçük hikayeler anlatarak aslında gösterilemeyeni ya da asıl gösterilmek isteneni dolaylı yönden göstermenin yolunu bulurlar.
İran Sinemasında tamamıyla politik bir tavır vardır. Bunu izlediğimiz filmlerde de anlayacaksınız.