Geçen hafta yazıma iyi eylüller diyerek son vermiştim. Kısmen gördüğümüz kısmen göz ardı ettiğimiz yaşanan onca şeyin ardından eylül bu sene soğukla geldi. Benim gibi serinliği seviyorsanız eylül daha da anlamlı oluyor. Fazla duygulu konuşmaları bir kenara bırakalım da eylülün getirdiği diğer konulara göz atalım.
Eylül demek okul demek aslında. Okullar açıldı. Yeni Milli Eğitim Bakanımız okulların açılması ve eğitim sürekliliğin sağlanması adına çalışmalarına devam ettiklerini bildirdi. Objektif olarak bakacak olursak alt yapının yetersiz olduğu uzaktan eğitim modelindense yüz yüze eğitim daha kabul edilebilir duruyor.
Diğer taraftan covid mücadelesinde okulların açılma hareketliliği uzmanlara göre sayıları arttıracak gibi duruyor. Hangisinin daha kötü olduğunu bilemiyorum. Alt yapısının eksik olduğu uzaktan eğitim modeli mi yoksa artan vaka sayıları mı?
Covid aşılarını olmayanlar için getirilen pcr test zorunluluğu ise aşı teşviki olarak görülebilir. Aşı olmanın zorlanması başta anayasa olmak üzere birçok hak ihlali anlamına geliyor. Olmamak ise halk sağlığı ve iş sağlığı olmak üzere birçok alanda tehlike arz ediyor. İki kısımda oldukça hassas ve kritik.
Bu konuda önemli olan nokta aşıya kim, neden, niçin itiraz ediyor?
Çevremde bu konuda görüştüğüm, tartıştığım aşı olmayan insanların ilk ortak tepkisi aşının yeteri kadar teste tabi tutulmadığı ve güvenilir olmaması oldu. İlk bakışta mantıklı gibi gözüken bu tespit aslında çok kabul edilebilir bir gerekçe değil. Nedeni ise basit.
Günlük hayatta tükettiğimiz asitli içeceklerin ana maddelerini (özütlerini) dahi bilmiyoruz. Yurt dışından aldığımız, genetiği oynanmış meyve-sebze tohumlarının nelere sebebiyet verdiğini bilmiyoruz.
Her gün içtiğimiz onlarca suyun, ilacın, yediğimiz ekmeğin, çikolatanın nerelerde, nasıl ve ne katılarak üretildiğini bilmiyoruz.
Velhasıl ister yurt içi ister yurt dışı jelatinlenmiş ürün kullanıyorsak yapılan itirazın anlamı şahsım nazarında oldukça azalıyor. Bilmediğimiz o kadar çok şey tüketiyoruz ki covid gibi şu ana kadar aşıdan başka yolu gözükmeyen, çevremizde sevdiğimiz güzel insanları bizden alan bu hastalığa/hastalıklara karşı daha bilinçli mücadele etmemiz gerekiyor.
Topluma karşı olan sorumluluklarımızı hatırlamamız gerekiyor.
Toplumun büyük kısmı aşılanmadan virüsün direnç kazanması, mutasyona uğraması yüksek olasılık anlamına geliyor. Aşının etkinliğinin azalması anlamına geliyor.
Evet aşı olmak zorunda değilsiniz. Ama bu hastalık yüzünden eşini, dostunu, babasını, arkadaşını, sevdiğini kaybeden insanlara karşı sorumluluğunuzu bilmek zorundasınız.
Daha bilinçli, sağlıklı günler görmek dileğiyle.