Çocuk yaşta evlilik olarak da adlandırılan erken yaşta evlilik, dünyanın birçok ülkesinde hâlâ yaygın bir sosyal sorundur. Dünyadaki milyonlarca kız çocuğu henüz reşit olmadan evlendirilmiştir. Bu olgu, kız çocuklarının evlilik hakkında bilinçli kararlar vermek, evliliğin ve ailenin sorumluluğunu taşıyabilmek ve çocuk doğurmak için gereken fiziksel, duygusal ve psikolojik olgunluğa erişmeden, 18 yaşın altında evlendirilmeleridir. Sosyal krizlerle kendisini yeniden gösteren bu sorun bireyler üzerinde eğitimden mahrum kalma, sağlık riskleri, duygusal ve psikolojik zorluklar, özgüven ve temsiliyet sorunu ve aile içi şiddete karşı artan kırılganlık gibi potansiyel olumsuz etkiler bırakmaktadır. Dolayısıyla erken yaşta evlilik olgusu aynı zamanda bireylerin çocukluğundan ve geleceğinden mahrum bırakılmasını da içermektedir.

Tüm bu olumsuzluklar, sadece genç kızlarımızı, kadınlarımızı değil, dünyaya gelen bebeklerini de içine alarak ve katlanarak toplumumuzu da ilgilendiren bir nitelik gösterir. Toplumsal gelişmemizin önünde bir engel niteliğini kazanan ve toplumsal sorunlar yumağının ana halkalarından birini oluşturan konu bu bakımdan çok önemlidir.

Konunun sadece kadın hakları mücadelesi olarak algılanmayıp ülkemizin gelişememesinin sebeplerinden biri olarak düşünülmesi daha geniş perspektifle değerlendirilmesi isabetli olacaktır.

Sorunun bu şekilde ortaya konuşunun ardından erken yaşta evliliklerin nedenlerinin tespiti ve bu nedenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik yargının işlevinin ne şekilde olabileceği ortaya konacaktır. Nedenleri ekonomik ve sosyo kültürel kaynaklı olmak üzere gruplamak mümkündür. Ekonomik olanlarının başında yoksulluk ve kız çocuklarının evlilik pazarı içindeki değerini tespit ve bu bağlamda kız çocuklarının paraya dönüştüülrmesi düşüncesi(başlık parası olgusu), mirasın bölünmesinin önlenmesi arzusu, ailenin malvarlığının korunması düşünceleri sayılabilir. Evlendirilen küçük yaştaki kız çocukları yemekten temizliğe çocuk bakımından ev ekonomisine katkı gibi birçok beklentiye de muhatap olmaktadır. Sosyo kültürel sebepler ise, henüz tek evlilik olgusunun ülkemizde yerleşmemiş olması ve çoklu evliliklerdeki ebeveynlerin eğitimsizliği, kız çocuğu namusunun korunmasının onun biran önce evlendirilmesini gerektirdiği düşüncesi, kadınların fedakarlık timsali olarak algılanması, en iyi anne, en iyi eş, en iyi aşçı olduğu yolundaki abartılı beklentiler, kadının ne yazık ki hala meta olarak algılanması gibi sayıları artırılabilecek birçok hususu içermektedir.