Son yıllarda yaşamımızı idame ettirdiğimiz şehrimiz kötü olaylarda hep başı çeker oldu.

Aslında birçok alanda büyük avantajlara sahibiz. Ne hikmetse bu avantajlar hep dezavantaj oluyor.

Tesadüf müdür bilemem, geri kalmışlığımız her alanda olduğu gibi aşılama ve covid haritası incelediğinde salgınla mücadelede de kendini gösteriyor.

Vaka sayısı ülke ortalamasının üzerinde, son verilen incelendiğinde. Şehrin makus talihi her değerlendirmede olumsuzluk üzerinden öncülüğü kaptırmıyoruz.

Maalesef yaşamsal bir sorunla karşı karşıya olmamıza rağmen, sağduyulu olmayı yine beceremedik, mücadele verilememekte. Aşı karşıtlığı bir durum var ki anlamak mümkün değil, ilmi ve fikri zemine oturmayan bir karşıtlı söz konusu ve bu hususta da öncülüğü kimseye kaptırmıyoruz.

Son yıllarda şehir kimlik karmaşası yaşamakta, alınan göç ve nüfus yoğunluğu kısmen kontrol dışı bir boyut kazandı. Özellikle yabancı uyruklu vatandaş fazlalığı gözle görülür bir halde.

Sorumsuzluk adresi olarak yabancı uyruklu vatandaşları göstermek niyetinde değilim, kontrol sağlanması adına bir hatırlatma görevi yapmak kasıt.

Öyle bir şehir olduk ki hava karardıktan sonra; şehirde dolaşmakta tereddüt eder oldu yurttaşlar.

Yatırımlar söz konusu olduğunda siyasilerin ağızlarından düşen sözcükler bizleri hayli umuda yolcu ediyor. Fakat bu yolculuk hayallerle süsleniyor, reelde yine elde var kocaman bir sıfır.

Hasbelkader bir proje realiteye dönmeye başladığında ise ya eksik, hatalı veya teslim sürecini bayağı aşımla gerçekleşme ihtimali oluyor.

Adapazarı – Karasu Tren yolu hattı, Kentsel dönüşümler, AFA Kültür sitesi gibi her fırsatta seçim malzemesi yapılıp bir türlü başlanamayan projeler.

Topça ve SGK kavşağı, Unkapanı Meydanı gibi örnekler terimini bayağı aşıp bitirilen veya bitirilmesi beklenen projeler.

Sonuçta neresinden tutarsan elinde kalan bir Büyükşehir.