Dünyamız maalesef küresel iklim değişikliği kriziyle karşı karşıya. Bunun etkilerini ülkemizde görüyoruz maalesef. Sel ve su baskınlarını daha sık yaşamaya başladık, aşırı yağışlardan toprak erozyonuna ülkemizde daha sık rastlamaya başladık.
Dünya yaratılışından günümüze kadar, çeşitli iklim evrelerinden geçerek bugünkü yaşanabilir halini almıştır. Yeryüzünde insanın var olabilmesi için iklim ve onun bir parçası olan su kaynaklarının yeterince ve elverişli şartlar içinde bulunması gereklidir. Tarih boyunca iklim değişiklikleri yaşandığını tarihi bilgilere dayanarak biliyoruz ama bu iklim değişiklikleri yüz yıllara dayanan değişim süreçlerinde gerçekleşmiş olaylar. Yaşadığımız süreçte iklim değişikliği o kadar hızlı gelişti ki, dünyamız giderek ısınmaya başladı ve bu ısınmanın geri dönüşü maalesef yok. Küresel ısınmayla yaşamaya alışmalıyız ve daha da ilerlemesinin önüne geçmeliyiz bunu sadece kendimiz için değil gelecek nesiller için yapmalıyız.
Yaklaşık 150 yıl öncesine kadar iklimdeki doğal değişimler insanların sosyo-ekonomik ve günlük hayatlarına tesir etmekteydi. Bugün artık insanın kendisi de israfkar davranışları sebebi ile çevresine ve özellikle de iklime tesir eder hale geldi. Bu tür etkiler daha önceki asırlarda da çok küçük ölçeklerde vardı. Bunların etkileri insanlar tarafından hissedilemeyecek kadar küçük kalmıştı. 19. Yüzyılla birlikte başlayan sanayi devrimi insanın refah seviyesini ne kar arttırmış olsa bile atmosferimize o derece zarar vermiştir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği salgın hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş durumda. Enfeksiyon hastalıkları özellikle düşük gelirli ülkelerde hızla yayılıyor ve ölüm oranları da o derece de artıyor. Küresel ısınmanın başlıca nedenleri bilinçsiz yerleşim, bilinçsiz sanayileşme gibi faktörlerdir.
İngiltere'de yapılan yeni bir araştırma, küresel sıcaklıkların 2 derece artması halinde bir milyarı aşkın insanın ölümcül ısı stresine maruz kalacağını gösterdi. “Isı stresi” aşırı sıcak bir ortamda vücudun ısısını sabit tutmak için gösterdiği çaba olarak tanımlanıyor. Vücut ısısının olması gereken seviyenin üstünde seyretmesi durumunda ise kalp krizi ve beyin kanaması gibi ciddi durumlar ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, 4 derecelik bir artış ise dünya nüfusunun yaklaşık yarısının bu durumdan etkilenmesi anlamına geliyor. Bu şaka değil dünyamız 4 derece daha ısınırsa dünyanın yarısı ölecek. Bu ölecek kişilerinde kimlerin olacağını zaten hepimiz biliyoruz. Az gelişmiş ülkelerde yaşayan insanları kaybedeceğiz.
İşin özeti nefes aldığımız dünyamızı kaybediyoruz. Dünyayı kaybettiğimiz zaman bizlerde yaşayamayacağımızı unutmayalım.