1994-1995 yılları...
Ortaokul üçüncü sınıfta bir kız çocuğu.
En sevdiği ders, kompozisyon dersi.
Eline alınca kağıdı kalemi,
Başka bir dünyanın insanı oluyordu sanki.
Başlıklarla haykırmak,
Kelimelerle dans etmek,
Cümlelerle oyun oynamak,
Satırlar arası geçişlerde türlü duygulara yol vermek,
İçini dökercesine kağıdı kalemi en iyi dost bilmek...
....
Bir insan,
'Bu hafta hangi konuda yazdıracak acaba Türkçe öğretmenimiz!' diye,
Bütün bir hafta heyecan çeker mi!!!
Çeker işte bazıları öyle deli deli.
Evet,
O deli kız bendim tabi ki.
....
Yaşar BAYRAM!..
Belki, yıllarca bir çok öğrencisi için yalnızca bir Türkçe Öğretmeniydi.
Benim içinse, yazma arzumu daha alevlendiren,
Beni daha da heveslendiren,
İçimdeki hevesi tutkuya dönüştüren,
Beni fark ederek yoluma başka bir ışık tutanımdı aynı zamanda.
....
Orta son sınıfta,
Bir kompozisyon dersi sonunda,
"Özge, sen evde de yazıyor musun?" sorusu ile farketmiştim farkedildiğimi.
'Evet, yazıyorum öğretmenim;
Şiir yazıyorum,
Duygularımı yazılarla kağıtlara döküyorum,
Günlük tutuyorum' dedikten sonra ben,
"Bugün öğleden sonra,
Okul sonrası getir bi yazdıklarını da,
Bakalım..." cümlesinden sonraki anlar,
Kayıp tabi bende heyecanımın etkisiyle..
....
Her zaman yürüyerek on dakikada vardığım eve,
O gün ışınlandım herhalde.
Hemen topladım defterlerimi ve koştum tekrar okula.
Yaşar Öğretmenim,
Aynı zamanda okulun Müdür Yardımcısıydı.
Yerinden çıkacak gibi atan kalbim, benden önce çalmıştı bile zaten öğretmenimin oda kapısını.
Ve heyecanım, önden önden geçip giderek, koşmuştu öğretmenimin yanı başına hemen.
....
Biraz sohbetin ardından,
Öğretmenim açtı defterimi,
Çevire çevire okudu o güne kadar biriktirdiklerimi.
Sonra dönüp bana,
"Eğer istersen, yazdıklarını bir çocuk dergisiyle paylaşalım ve orada yaz. Olur mu?" diye sordu.
Bu soruyu benim yanıtlamam mümkün değildi ki o an.
Çünkü heyecandan bayılmış bir insanın,
Aklı selim konuşabilmesi mucizeydi.
....
Sonrasında ne mi oldu!!!
Yıl sonu geldi,
Araya koca bir tatil girdi ve sonrasında lise hayatım başladı.
Lise birden sonra,
Israrla sözel okumak isterken ben,
Sistemin saçmalıklarından dolayı,
"Sayısalın iyi,
Sen sayısal okumalısın" dayatmasıyla Fen-Matematik okudum maalesef.
Sonrasında Fen Fakültesi,
Ardından iş hayatı...
Nereye gidersem gideyim,
Ne iş yaparsam yapayım,
Çantamda hep bir defter ve kalemim vardı.
Lisede de,
Üniversitede de,
Sonrasında çalışıyorken de,
Hep yazmaya devam ettim kendimce.
Yazmak,
Beni benimle buluşturan,
Benim kendimi bulabildiğim en iyi yerdi çünkü.
....
Kırşehir Çiğdem Gazetesi' nde yazan Battal Ağabey' imin,
2006 yılında,
Beni köşesine misafir yazar olarak alması,
"İLİK KARDEŞİM OLUR MUSUN?.." yazımı köşesinde yayınlaması,
Yayınlanan o yazının,
Bir süre sonra beni,
Şu an "haberlisin.com" ve "Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi" Genel Yayın Yönetmeni/Müdürü olan çok saydığım Güven HASBAŞ ile buluşturması,
Güven Bey' in, beni benimle tekrar buluşturan bir köşede bana yer vermesi,
Uzanca bir süredir de,
Onun kurum çatısı altında özgürce yazabiliyor,
Her seferinde kendimle yeniden tanışıyor olmak...
....
O orta son sınıf günlerimi,
O gün yaşadığım her anı kazıyarak aklımın bir köşesine,
26 yıl yaşamışım o günki yaşımın üzerine.
O günlerde,
13 yaşımda yoluma ışık tutmuş,
Bende ki kıymeti çok çok büyük olan öğretmenime (Yaşar BAYRAM' a),
Hangi yoldan gidersem gideyim,
O ışığı elimden hiç bırakmadığım yolculuğumda,
"Gel,
Köşemde bi soluklan" diyerek, Yazıma yerinde yer veren Battal ÇELİK Ağabey' ime,
Bir başka kimlikteyken,
Bana yeni bir kimlik kazandırarak,
"Gel bizimle ol ve bize yaz" diyen,
Yeni yolumda yol arkaşlığını hiç esirgememiş olan Güven HASBAŞ' a,
Bana köşesinde yer veren,
Sayfasında söz söyleme hakkı tanıyan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi' ne gönülden teşekkürlerimle.
....
Herkesin hayatında,
Başı-sonu çok kıymetli hikâyeleri vardır elbet.
Benim yazma hikâyem de,
Başlangıcıyla,
Gelişme süreciyle,
Geldiği nokta ile,
Hikâyemin tüm kahramanları ve hikâyemin geçtiği pek çok yer ile kıymetlimdir benim.
....
Bugün,
Benim hikâyemin geçtiği yerlerden biri olan "Adapazarı Akşam Gazetesi" ' nin doğum günü.
Ve benim hikâyem gibi kimbilir kaç hikâyeyi barındırdı doğduğundan beri.
Va daha kim bilir,
Kaç acı-tatlı hikâyeye yer verecek bünyesinde daha nice senelerce!
....
'Doğum günün kutlu olsun Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi. Daha nice nice hikâyelerinle, yüzlerimizi güldürmen dileğiyle...'