“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.”

“Beceremedik” deme lüksümüz yok. SATSO Başkanı Akgün Altuğ, “Bizim kentsel dönüşümü beceremedik” deme lüksümüz yok, tüm şehirlere örnek olmalıyız, diyerek geçtiğimiz günlerde açıklama yapan AKP İl Başkanı Yunus Tever’e cevap vermiş oldu.

Tever, geçtiğimiz günlerde Sakarya’nın kentsel dönüşüm konusunda mesafe alamadığını kabul ederek; “Biz bunu şehir olarak beceremedik” ifadelerini kullanmıştı.

İktidar partisi il başkanı olarak böylesi bir savunma geliştirme hakkı olmadığını biz biliyoruz ve bunun doğru olmadığını da söylüyoruz. Ancak itirazın Sakarya’nın en güçlü sivil toplum kuruluşundan geliyor olması oldukça anlamlı. Hele ki son yıllarda susmuş ya da susmayı kendi geleceği için seçmiş sivil toplum kuruluşlarının yoğun olduğu, var olduğu bir dönemde söyleniyor olması çok anlamlı.

Sivil Toplum Kuruluşlarının başkanları görev ve sorumluluklarını bilip kamusal fayda için gereğini yerine getirmeli, getiremiyorlarsa o mevkileri işgal etmemelidirler.

Onun için Altuğ’un itirazına dikkat kesilmeli, hatta bu söz daha güçlü kılınmalı. Sivil toplum kuruluşları yüklendikleri görev ve sorumluluklarının içerisinde yer alır, bu türden toplumsal sorunlara eğilmek. Yaşamsal bir sorun ise bu, sorumluluk üstlenmekten kaçılamaz. Son yıllar başka ezberler yaptık, ancak artık dur demeli.

İktidar ve temsilcilerine dikkat çekmeli. Meydan sanıldığı kadar boş değil. Düzce depremi gösterdi ki felaketler çok yakın, deprem kuşağı ve tehdidi altında yaşadığımız gerçeğini hatırlattı. Neyse ki yıkım ve ölümle sonuçlanmadı.

Bir gerçek var ki ve bilim adamları sürekli ikazlarda bulunuyorlar, Marmara depremi yakın ve şiddeti fazla olacak. Önlem alınmalı diyerek feryatlar etmekteler. Maalesef geçen süreler boşa harcandı ve alınması gereken hiçbir önlem alınmadı.

1999 depreminden kalma hasarlı yapıların var olduğunu biliyoruz, daha doğrusu bu hususta yapılmış net bir tespitte yok ortada. Yani hasarlı yapı stokumuz henüz oluşturulamadı.

Tever, sorunu çözemediğimizi itiraf türünden bir açıklama yapmış, itiraz ettiğimiz de tamda bu 20 yıllık iktidar sorunu çözer, mazeret üretmez üretmemeli.

İtiraflar sizin sorumluluktan kurtulduğunuzu göstermez.

Altuğ’un da söylediği gibi böylesi mazeretler üretme lüksümüz yok, olmamalı. Sorunu çözmüş ve ülkeye örnek olmamız gerekirken biz mazeretlere sığınmaya çalışıyoruz, olacak şey değil.

Her fırsatta güçlü iktidar naraları atanlar, 23 yıldır var olan hasarlı binalar sorununu çözemedi, kentsel dönüşümü sağlayamadı. Ağızlarından düşürmedikleri kentsel dönüşüm söylemden öte gidemedi. Bir iki küçük örnekle göz boyandı.

Bu hususta siyaset kurumu üzerine düşeni yapmadığı gibi sivil toplum kuruluşları da sorumluluk üstlenmediler.

Altuğ’un açıklaması onun için kıymetli. Buradan SATSO ve AKP gerilimi gibi bir şey doğsun ve tartışma tetiklensin istemem. Ancak sorunu görmezden de gelemeyiz, deprem kapıya dayandı ve alınacak önlem her ne ise alınsın.

Yerinde kentsel dönüşüm bir an evvel hayata geçirilsin. Bunu yapabilmek için öncelikli yıllarca yapılamayan hasarlı yapı stokumuz oluşturulsun. Kamu binaları başta olmak üzere hasarlı yapıların kullanıma son verisin.

Düzce depremi ile prova gerçekleşti, vakit kaybetmeyin ve mazeret üretmeyi bırakın. 

“DEPREM ÖLDÜRMEZ BİNALAR ÖLDÜRÜR”