Ülkemin birçok yerinden yangın haberi geliyor. Söndürme çalışmaları, giden canlar…
Yangın üzerinden yürütülen siyasi polemik değil gündemim.
Manavgat’ta, Muğla’da ve diğer yangın bölgelerinden gelen haberler canımızı yakarken, şehirde şenlik düzenlenmesi ayıp değil mi?
Yayla şenlikleri bu yıl da yapılmasa kimse ölmez ama ölen canlara saygılı davranmış oluruz…
Ülke olarak acımız bir sevincimiz bir olmalı.
Manavgat yanarken biz eğleniyoruz…
Muğla ağlarken biz bir sonraki şenliğin planlarını yapıyoruz.
Ülkenin birçok yerinden gelen yangın haberine duyarlı olmak durumundayız.
Nizip yanarken, Manavgat yanarken, Muğla yanarken biz eğlenirsek; yarın yanan ormanların yerinde yükselecek beton yığınlarına tepki göstermeye yüzümüz olmaz.
Yangında evinden barkından olanların, giden canlarımızın acılarını en derinden hissedersek; yarın izin vermeyiz ormanların başka maksatla kullanılmasına.
Gün eğlenme günü değil. Gün yangından etkilenmiş insanımıza kol kanat germe günü.
Acılarını paylaşıp yaraların sarılması günü…
***
Bu çığlık duyulmalı
Sevil Kırmacı…
Kocasından ayrılma kararı aldıktan sonra yaşadıklarının kamuoyunda duyulmasını istiyor.
Boşanma kararı aldığı eşi ve eşinin yakınları tarafından adeta ölüm korkusuyla burun buruna yaşıyor.
Kardeşine, kendisine silahlı saldırı yapılıyor.
Sevil Kırmacı, adalete inanan her insan gibi şikayetçi oluyor. Yetmiyor bir daha şikayetçi oluyor. Ne hikmetse kanun ölümle burun buruna yaşayan Sevil’i korumuyor.
Sevil yardım istiyor. Ölmeden önce sesinin duyulmasını talep ediyor.
Kadın cinayetlerine bir yenisi daha eklenmesin diye Sevil’in sesinin duyulması lazım.
Silahlı saldırı ve onca tehdit mesajı, kadına koruma verilmesi veya suçu işleyenin içeri germesine yetmiyor…
Adaleti kamuoyu oluşturmakta arayan Sevil’e destek olalım.
Sevil’in sesine ses olalım.