Pazartesi günleri çalışmak her zaman zor olmuştur. Artık eskisi kadar zor olmuyor. Çünkü artık cumartesi ve pazar günleri de çok mutlu sayılmayız. Zor zamanlardan geçerken hem de.

Bir yanda yangınlar, bir yanda kadın cinayetleri, bir yanda çocuk istismarları…

Yazıp yazıp siliyorum duygularımı aktarmak istediğim cümleleri bulmakta zorlanıyorum. Mesleki olarak yaklaştığım yangınlar konusunda konu alanında uzmanların yorum yapmasını daha doğru buluyorum. Ancak bir nokta var ki uzmanlık gerektirmiyor. Ne ile, nasıl, kimle söndürürseniz söndürün bir an önce şu yangınları. Ama sonrasında çıkın hesabını verin. Yok THK başında kayyum varmış ilgisi yokmuş, yok uçaklar çalışmıyormuş, yok helikopter de aynı işi yapıyormuş. İyi güzel de bunları ben düşünmeyeceğim ki. Coğrafyamız ve insanlarımızın bilinçsizliği neticesinde ülkemiz de sık sık yangınlar çıkmakta. Hepsini geçtim her firma için hazırlanan acil durum planları mevcuttur. Yangın, deprem başta olmak üzere firmalarda gerçekleşebilecek acil durum diye tabir ettiğimiz her türlü duruma karşı hazırlanması gereken plandan bahsediyorum. Olası felaketin boyutu ne olabilir? Olaya kim, nerede, nasıl müdahalede bulunacak kim olacak, kim olmayacak, hangi ekipmanlarımız mevcut, neler eksik hatta ilk kim aranacak, kimlerden yardım istenilecek hepsinin yazıldığı evraklardan bahsediyorum. Bu evraklar sevgili iş müfettişleri başta olmak üzere her denetimde istenir ve eksikleriyle ilgili bir sürü yazılar yazılır. Koskoca ülkenin orman bakanlığının acil durum planı buysa yazıklar olsun.

Envanterde aktif çalışan kaç uçak, kaç helikopter var? Kaçının bakıma ihtiyacı mevcut? Bu bakımlar ne zaman ne için bekletiliyor? THK’nın başına atanan kayyum başkanı sorumluluk almayacaksa kendisi hangi ehline göre başkan yapılmıştır?

Ben bu soruların cevabını esasen bilmek istemiyorum. Benim alanımda değil işimde değil. Ama ben yaşadığım topraklarda güvende olmak istiyorum. Yapılan işlerin düzgün yapılmasını istiyorum. Liyakat olsun ehliyet olsun istiyorum. Verdiğimiz vergiler birilerinin cebine değil de karşılığı olsun istiyorum. O karşılıkta beton değil yanlış anlaşılma olmasın(!)

Ekipmana hakim değilsiniz. Personele (pilotlara) hakim değilsiniz. Basın açıklamalarına hazır değilsiniz. Sorulmasını planlamadığınız sorulara cevap vermeye bile hazır değilsiniz. Çünkü çalışmadığınız, umursamadığınız, olsun da hallederiz dediğiniz her hangi bir konuya hakim yada hazır olamazsınız. Şaşırmıyorum. Ama üzülüyorum. Ülkem adına, yarın adına, bu topraklar için sabah akşam mücadele eden, vergisini TAM veren tek suçları farklı düşüncelere sahip olmak olan insanlar adına üzülüyorum.

Bugün hala eleştirdiğiniz o insanlar yangının orta yerinde karınca kararınca yardım ediyorlar. Ama yine fetö’cü oldular yine vatan haini ilan edildiler. Doğru ya da yanlış Türkiye’ye yardım edin dedikleri için. Halbuki hiçbir şey yapmasalar kendilerine fırlatılan çayla evde birer demlik çay demleseler, akıllı telefonla ekonomi tartsalar tam da aranan insan olacaklardı. Olamadılar.

Ayıptır yahu ayıptır…