Ayçiçek, petrol…
Bu hafta karşımıza bir çok haber karesi servis edildi. Ukrayna’da devam eden işgalden görüntüler, yakıt istasyonlarında oluşan zam öncesi kuyrukları, sıvı ayçiçek yağı izdihamı vb…
Bu görüntüler içerisinde beni en çok şaşırtan yağ izdihamı konusu oldu. Her olayda olduğu gibi bu konunun da iki yüzü var. İlki malumunuz olan işin devlet tarafından yürütülen kısmı. Yada denetlenen kısmı da diyebiliriz.
İlk kısım için ilk eleştiriler 3 yıl öncesine kadar uzanıyor. Sırbistan ile yapılan gümrük anlaşmasının üzerinden çok zaman geçmemişti ki ülkemiz Sırbistan’dan ayçiçek tohumu ithalatı gerçekleştirmek için hamleler yaptı. Bunun akabinde ayçiçek yağı için de girişimler gerçekleşti. O zaman için 10 bin ton alım yapıldı. Hatta muhalefetten Sırbistan’ın ayçiçeği konusunda bu kadar yetkin olmadığı ve bu alımın birilerinin zengin edilmesi için yapıldığı iddiası gelmişti. Aradan 3 yıl geçti. İçişleri bakanı, hazine maliye bakanı başta olmak üzere herkes konuyla alakalı fikrini paylaştı. Hatta iktidara yakınlığıyla bilinen gazetelerden köşe yazarları bu konu için medyayı suçlamaya başladı bile…
Nedir bu işin aslı astarı bilmiyoruz. Ama bilinen şu ki bu iş için planlama eksikliği bugün için ortaya çıkmaktadır. Geçtiğimiz aylarda nisan ayının sonu için stok sıkıntısı olabileceği söyleniyordu. Elbette iklimi kötü tarafa götürmek için uğraşacak olanlar olacaktır. Ama görsel, yazılı basın yoluyla, ama sosyal medya yoluyla…
Bu uğraş da olmayacaksa size ne gerek var ki? Hangi birimizin hayatı sorunsuz devam ediyor? Hangi birimizin işi için kötü düşüncelere sahip insanlar yok ki? Bunlara rağmen başarılı olmak zaten aslında marifet.
Bunları ön görmek ve aksiyon planlamanızı bunların üzerine yapmak zorundasınız. Siz b açığı verirseniz de elbette sizi istemeyenler bu açığı değerlendirmek isteyeceklerdir. Doğasını yapıyor diye kızamazsınız kimseye…
Diğer yönden ise toplum fay hatları son günlerde çok zorlanmaya başlandı. En ufak bir haber karşısında ciddi tepkiler veriliyor. İzdiham görüntüleri de ihtiyacın bir simgesi niteliğinde değil. Enflasyonun çok yükselmesi bizi her geçen gün zorluyor. Bunun kabul edilmemesi ve çözüm önerilerinin de yetersizliği konuyu çözülmesi zor bir noktaya getiriyor.
Bir de söylemeden geçmek istemediğim bir diğer konuda akaryakıt fiyatları. Şu an da bizlere sunulan algı savaş dolayısı ile artan petrol fiyatları. Ama bunun bir geçmişi olduğun bilmek zorundayız. Ağustos başından beri artmış olan dolar kurunu unutmayın lütfen… Belki şu an 14 rakamına o kadar alıştık ve bize normal geliyor ki geri kalan şeylerin bununla alakalı olabileceğinin farkında değiliz. Ama var…
Fiyatlar savaş olmasa bile 20-25 bandında kendini bulacakken savaşın başlamasıyla artan petrol fiyatları ile bu rakam şu an 30 bandına kadar zorlayacaktır. Tutabileceklerini sanmıyorum çünkü biz petrolü uzun vadeli alan ülkelerden değiliz. Kısa vadede almanın bedeli de değişen fiyatlara çabuk adaptasyon göstermen gerektiğidir.
Umarım en kısa zamanda düzelecek olan konulardan bahsederiz.
Sağlıcakla kalın.