İnsanın insana bir türlü dirlik vermediği şu dünyada,
Doğaya da dirlik vermiyoruz,
Zavallı,
Savunmasız hayvanlara da bir türlü maalesef.
....
Yok Yok!
Lütfen!
Alın beni insanlıktan gerçekten.
Eğer,
Gözünü kırpmadan ormanları böylesine yakıp geçen,
Onca yılların ağaçlarına içi hiç acımadan kıyabilen,
O ormanları,
O ağaçları yuvası bilmiş,
Sayısı kim bilir kaç cana canlı canlı yanmayı reva görebilen,
Onca insanın evini,
Ocağını fütursuzca yıkabilen,
Onca ailenin geçim kaynaklarını fikirsizce kurutabilen caniler insansa,
Aynı kelimede bile buluşmak istemiyorum ben onlarla.
Ürkütüyor beni bu,
Ürküyorum 'Ben insanım' derken bile cidden kendimden.
Utanıyorum...
....
Nedir bu dünyadan,
Doğadan istediğiniz nedir!!!
Çekin artık çirkin çirkin ellerinizi,
İyice kirlettiğiniz bu dünyanın,
Doğanın üzerinden.
Hep bi umut el uzatırken,
Şans verirken doğa ve hayat bize;
"Belki bu defa insanoğlu uslanmıştır,
Belki kazanmışımdır onları bu defa " diye,
Her defasında,
Doğanın da dünyanın da bu kadar canını okumak,
İçini acıtmak niye!!!
Korkunçsunuz...
Çok korkunçsunuz hakikaten.
....
Bir başka korkunç olan da,
Başımıza gelen her felakette, Aslında hiçbir şeye hazır olmadığımızı her seferinde böylesi görmek.
Görmek ve gördüklerimizi unutmak.
Bu yangınları başlatanlar kadar,
Onlara bu fırsatları yaratanlar,
Çıkan yangınlara yeteri kadar müdehale edemeyen kurumlar,
O kurumlara yeterli olanakları sağlamayan (sağlayamayan diyemiyorum) devlet de suçludur.
Ve hatta,
Hepimiz suçluyuz.
Hepimizin az çok payı var olanlarda.
Tüm bunlara sebep olanlar,
Sebep olanlara fırsatlar yaratanlar,
Bu tip süreçleri en iyi şekilde yönetmesi gerekirken yönetemeyenler,
Doğayı,
Hayvanları,
İnsanları bu denli çaresiz bırakanlar,
Ölmeyecekmişcesine sürekli "OLMAK" için bu memleketi bu hale getirenler,
Bu memlekete her türlü ihanet edenler,
Her ihanet sonrası,
Hiçbir şey olmamış gibi hiç yüzü kızarmadan görevine devam edenler,
Her olup biteni seyirci gibi izleyenler,
Hepsi,
Hepsini biz yetiştiriyoruz işte.
Kendimden de utanıyorum,
Sebebi gördüğüm herkesten de,
Sebep bildiğim her şeyden de utanıyor,
Kahroluyorum içten içe.
....
Lütfen...
Lütfen...
Lütfen...
Bu defa farklı olsun tablo ve insan olmanın gururunu yaşayalım hep birlikte.
Doğaya ve memleketimize ettiğimiz onca eziyete özür olsun diye,
Yanan yerleri ranta kurban etmeyelim bu defa.
Bir olalım,
Birlik olalım ve hepimiz üzerimize düşeni yapıp tekrar yeşertelim ciğerlerimizi söküldüğü yerlerde.
Tepeden tırnağa herkes,
Dikeceği bir ağaçla,
Mağduriyet yaşayanlara,
Canı yanan canlara kendince yapabileceği katkılarla ve herkes artık başına alması gereken aklıyla ödesin borcunu memleketime ve doğaya.
....
'İçimize ateş düşürenlerin, ciğerlerimizden nefes çalanların hak ettiklerini bulmaları dileğiyle...'