Asrın felaketi olarak adlandırdığımız depremin üzerinden tam 21 yıl geçti.
“unutmayacağız, unutturmayacağız” söylemleri inandırıcılığını yitirdi.
Aradan geçen 21 yılda neler yapıldı?
Kocaman bir hiç…
Kat sınırlamasının dışında şehirde yapılan bir çalışma yok.
Son dönemde kentsel dönüşüm muhabbeti yeniden başladı.
Her yıl olduğu gibi yine depremin yıldönümü yaklaşırken, konuştuğumuz konu Kentsel Dönüşüm…
Çok katlılar, hasar durumu belli olmayanlar vs vs…
Meseleyi çok uzatmaya gerek yok. Bir tarafım “birileri yine çok ağır algı yapıyor” derken diğer yanım “İyi düşün iyi olsun” telkininde bulunuyor.
Sakarya’da Kentsel Dönüşümün olacağına inanmak için kendimi zorluyorum.
İyi niyetli davranıp, destek olmak için kendimi zorluyorum.
Bu sefer olacak…
20 yıldır savsaklanan mesele bu sefer olacak diyorum.
Bir tarafım dönüşüme inanmaya çalışırken diğer yanım; Hadi be sende. Arşivleri karıştır. Her dönem aynı terane diyor.
İyi niyetli tarafımı dinleyip şimdilik inanmaya çalışıyorum.
“Kentsel Dönüşüm bu sefer olmaya daha yakın” diyerek kendi kendime telkinde bulunuyorum.
21 yıldır hasar durumu belli olmayan binalarda yaşamaya mecbur bırakılan insanlar adına üzülüyorum. Şimdi dönüşüm olacak ve daha çok insan güvenli binalarda yaşayacak diye seviniyorum.
Aradan geçen koskoca 21 yılın ardından hala bunları konuşuyor olmanın ayıbıyla aylayacağımıza, dönüşüm lafıyla tebessüm ediyoruz.
Ağlanacak halimize bir kez daha gülerek Kentsel Dönüşümün başarılı olması için gayret edelim.
“Mal canın yongasıdır” demiş atalarımız. Ancak candan daha kıymetli değildir.
İdareciler, şehri yönetenler lütfen dönüşüm söylemleri algı operasyonundan ibaret olmasın.
Dönüşüm söylemleri, tavşana kaç tazıya tut misalinin önüne geçsin.
Ağlanacak halimizi gülen yüzlere dönüştürün.