Eskilerin 'acı vatan' olarak nitelendirdiği Almanya'ya göçün 60'ıncı yıl dönümünde artık gurbetçi işçilerin acıları yerine çocuklarının başarıları konuşuluyor. Türkiye'den Almanya'ya iş gücü göçünün düzenlendiği anlaşma bundan tam 60 yıl önce imzalandı. 60 yıl önce Anadolu'dan Almanya'ya 'misafir işçi' olarak göç eden işçilerin çocukları artık 'misafir' değiller, ev sahibi haline geldiler. Bunların en güzel örneği de Uğur Şahin ve Özlem Türeci. Bundan 60 yıl önce Almanya’ya göçen aileler çok zorluklar ve acılar çekmiş Türkiye’de kime sorsanız bir yakınının Almanya’da olduğunu görürüz.

Tabi bu acılar, sıkıntılar yıllar geçtikçe unutuldu yerini daha iyi günlere bıraktı. Şuan Almanya’da bilim insanı hatta mecliste olan birçok Türk var. Tabi bunları görünce gururlanıyoruz. Şuan 3,4. Kuşak iyi durumda ama ilk giden 1. Kuşak ne durumdaydı. Biz Türk milleti olarak her şeyi çok kolay unutuyoruz. Köklerimizi, acılarımızı, yaşadıklarımızı kolay unutuyoruz. Bunları unutmamak için iyi izleyip, dinlemeliyiz.

Almanya’ya göçü anlatan ve kuşak çatışmalarını konu alan birçok film çekildi. Bir hafta önce arkadaşımın önerisiyle izlediğim ve çok sevdiğim bir filmi anlatmak istiyorum.

Filmin adı; Almaya’ ya Hoş Geldiniz

Film göç nedeniyle Almanya'ya giden, yıllar içerisinde kuşak çatışmaları yaşamaya başlayan ve iki kültür arasında kalıp hiçbir yere ait olamayan son derece renkli simalara sahip bir ailenin tuhaf ama yıllardır normal kabul edilen hikayesini anlatıyor. Ailenin en büyüğü olan dedenin de zorlamasıyla ana vatana doğru bir yolculuğa çıkan karakterler, her biri içlerinde taşıdığı farklı sorunlarla tekrar bir bütün olmanın, tekrar kendilerini tanımanın bir fırsatını yakalıyorlar. Aslında karşımızda, masalsı tonlara sahip olsa ve mevzuya muzip bir yaklaşımda bulunsa da alt okumalarıyla tamamen gerçeği yakalamayı başaran bir film var.