Zaman hayat ımdaki en büyük paradokslardan biri.

Karmaşık, tuhaf ve hakkında net bir kanıda bulunamayacağım kadar zor bir kavram.

Bazen beklemek ve tüm olguları zamana bırakmak fazlasıyla işe yarıyor ve rahatlatıyor.

Zaman gerçekten çözüyor sorunları gibi gözüküyor.

İçine düştüğüm paradoks tam da burada başlıyor.

Zaman sorunları çözmeye mi yarıyor yoksa yok saymaya mı?

Zamanın ellerinde olay veya olgular daha iyi bir hal mi alıyor yoksa tükenip bitiyor mu?

Evet, bir çiçeğin bile oluşması için biraz çaba çokça zaman gerekiyor.

Mevsimlerin değişmesi için kıştan bahara hatta yaza beklemek gerekiyor.

Ama beklerken, bazı şeyler yitip gidiyor…

Bu yitip gidenler bazen tutkular oluyor, bazen hevesler, bazen de zaman varken yanında olamadığımız veya hiç gitmeyecekmiş gibi hoyrat davrandığımız sevdiklerimiz.

Bazen geri dönüşü asla olmayacak şekilde kaybedebiliyoruz hem de…

Tutkularımızı, heveslerimizi, sevdiklerimizi.

“Bekle, işlerimi halledeyim geleceğim” cümlesi bazen kara deliklerden bile daha kara olabiliyor.

Tam da bugün.

O yüzden

Size de sormak istiyorum.

Zaman ilaç mıdır?

Yoksa kalbi yavaşça yaran yoran bir bıçak mıdır?

Her şeyin bir zamanı var mı gerçekten?

Eğer öyleyse zamana bırakıp kaybettiklerimizi nerede bulabiliriz?