Shakespeare’in dediği gibi Tiyatro; insanı insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır. Bir gösterinin tiyatro olarak tanımlanabilmesi için; bir mekan üzerinde (sahne) gösteri yapan oyuncu ve onu izleyen seyirciye ihtiyaç vardır. Bu ikisi olmazsa tiyatro olmaz.

Yönetmen; sahnedeki insanı kullanarak mesajını seyirciye iletmeyi amaçlar.

2500 yılı aşkın süredir sahnedeki insan, seyirci konumundaki insana insanı anlatır. Amaç algıların ve bakış açılarının değiştirilmesidir.

Bazen de insani ve toplumsal değerler hatırlatılır. Ortak değerler yüceltilerek seyirci konumundaki insanın o değerlere olan aidiyeti artırılmaya çalışılır.

Amacım tiyatro ders vermek falan değil. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutladığımız bu günlerde Devlet Tiyatrolarının yüzüncü yıla yakışır bir oyunundan söz etmek istiyoruzm. İstanbul Devlet Tiyatrosunun hazırladığı “Yüzünde Yüzler” oyunu tam da “insanı insana, insanla, insanca” anlatan muhteşem bir gösteri.

Oyunu 31 Ekim 2023 Salı akşamı İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen peömiyerinde izledim. Salonun tıklım tıklım dolu oluşu oyuncuları mı, sahnedeki dev kadronun (128 oyuncu) performansı seyircileri motive ediyordu karar veremedim. Seyirci ile sahne arasında oyunun daha ilk dakikalarında  muhteşem bir etkileşim başlamıştı. Seyirci sanki yönetmenin kendisine verdiği rolü oynuyor gibiydi. Periyotlar arası alkışlar kesilmek bilmiyordu.

Oyunu derleye ve yöneten Zafer Kayaokay kendine ayrılan koltuğu yer bulamayan bir misafirine vererek en arkaya gelmiş oyunu ayakta seyrediyordu. Bu da benim şansımdı. Oyunla ilgili ara ara kendisine kısa sorular sorma fırsatı buldum.

“Yüzünde Yüzler” için; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine giden süreci anlatan bir destan demek yanlış olmaz. Kurtuluş Savaşı’nı İstiklal Marşını merkeze alarak anlatmayı tercih etmiş Zafer Kayaokay. İyi de yapmış İstiklal Marşı’nın her mısrasıbir tarih olarak canlandı gözümüzde. Bize bizi insanca hatırlattığı için Zafer Kayaokay takdir ve teşekkürü hak ediyor.

Oyuncular… Sahneyi dolduran 128 oyuncunun her biri rollerine ruh giydirme görevini kusursuz yaptılar. Bazen Anadolu coğrafyasının bir parçası kimi zaman da kurtuluş savaşının isimsiz kahramanlarından bir oldular. Sahneki hilali andıran dekorun yıldızıydı onlar.

Can Atilla imzası taşıyan müzikler kurtuluş savasının ruhunu yansıtıyordu. Başlangıçta işgale direnen Anadolu’nun çığlığını hatırlatırken zamanla hüzünlü bir sevinç nidası gibi ruhumuza nüksediyordu. Can Atilla bir kez daha göstermiş müziğin insanı etkileyen gücünü. Ne diyelim. Yüreğine sağlık Can Atilla. 

Kusur aramak isteyenlere sözüm yok. “Yüzünde Yüzler” gibi toplumun değerlerine ışık tutan büyük bir prodüksiyonun gerçekleşmesini sağlayıp seyirci ile buluşturduğu için Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nü de takdir etmek lazım.

128 kişilik oyuncu kadrosunu sahnede uyumlu olarak değerlendirmek kolay değildir. Onları değerlendirerek bir bütünün parçası yapabilmek kolay değidir. Zafer Kayaokay zoru başararak hem oyunu derlemiş hem de elindeki oyuncuları yerinde değerlendirmiş.

Sahne arkasındaki kahramanları da unutmamak gerekir. Hepsi görevlerini yaparken bir ordunun neferi gibi uyumla çalışarak ruhlarından bir parça katmışlar. Onlar da alkışı hakkediyor.

Oyun sonunda “Yüzünde Yüzler” oyunun önümüzdeki süreçte Türkiye’yi dolaşacağı müjdesi verildi. Oyuncusu ve yapım ekibi ile 150’yi aşan bir kadro ile turne yapmanın zorluğunu biliyorum. Devlet Tiyatroları’nın bu zorluğu aşacağı inancındayım.

Siz de takipçisi olun ve nerede olursanız olun “Yüzünde Yüzler” oyununu izleyerek bu muhteşem gösterinin bir parçası olun.