Ulusca çok büyük bir felaket ile uyandık sabahın ayazına.
Bu köşede yazılarımın ilk konusuydu “ DEPREM” ve defaten konu bu köşelerde işlendi durdu.
On ili etkileyen eşi görülmemiş bir sarsıntıydı bu tarifsiz acı.
Artık tamamen deprem ülkesi olup Japonya’yı geçme başarısını elde ettik ve tarifi mümkün olmayan acılarla yoğrulduk. Yurdum insanı gece gündüz “Bilmem ağlasam mı? Ağlamasam mı?” misali.
Öyle bir milletiz ki birlik olduğumuz da yapamayacağımız iş saramayacağımız yara yoktur.
Felaketi duyan her yurttaş seferber oldu, yardımlar sel gibi felaket bölgesine aktı. Ne yazık ki kooardinasyon eksikliği gün yüzüne çıktı. Sahaya geç müdahale edildi ve ne yazıktır ki kurtarılabilecek hayatları kurtaramadık.
Sebep ne idi bu denli açiz kalmanın.
Aslına bakarsan ilk anda 4. Seviye yardım çağrısı yapılması çok önemli bir başlangıçtı.
Yıllardan beri konunun uzmanlarının feryatları umursanmadı.
Kritik görevlere Ahbap çavuş ilişkisinden dolayı liyakatsız insanları yerleştirirseniz sonuç kaçınılmaz.
İlim irfandan uzak, bilimi hiçe sayarak nereye varacaksınız acep.
2018 yılında bilim dışı neye hizmet ettiği belli olmayan “İmar Barışı” diye bir uygulama ile yurdum insanına mezar satın aldırdılar.
Deprem bölgesinde 294166 , İstanbul’da 319000 ve Türkiye genelinde 3152094 binaya, bu saçma uygulama ile yapı kayıt belgesi verildi. Yapı Kayıt Belgesi bedeli ödememek için imar barışı düzenlemesine müracaat etmemeleri nedenleriyle, halen önemli miktarda kaçak yapının kayıt altına alınmamış olan çok sayıda bina mevcut.
Rant uğruna sayının kaç binlere varacağı belli olmayan sonuçla burun buruna geldik.
İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı.
Hep eleştirdiğiniz o Eski Türkiye var ya sizin döneminizden hemen önce 99 Asrın felaketini yaşamıştı.
Felaketten 3 saat sonra karşımızda O Şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kurtarma ekipleri can hıraş bir şekilde güvenliği sağlayıp arama kurtarma ve yardım faaliyetleri organize edilmişti.
Sebebi ise Demokratik yönetim, emir beklemeden İniyisatif almasını bilen kurum kuruluşlar ve Cesur yöneticiler vardı.
Dünya arama kurtarma literatürünün önemli isimlerinden, başarıları saymakla bitmez AKUT’un kurucusu Nasuh MAHRUKİ vardı.
Yazık çok yazık yurdum insanı bunları hak etmiyor.
Tarım alanlarını imara acarsanız hem Ülkede tarımı bitirir hem de yurttaşa mezar satarsınız.
Bildiğiniz halde risklere karşı önlem almak, toplanma alanları yapmak yerine Kaderizm oynuyorsunuz.
Gelelim yaşadığımız şehre ne yazık ki her depremden sonra; tamam kentsel dönüşüm, riskleri azaltma ve toplanma alanları naraları atılır ve unutulur peşin sıra gelecek depreme kadar.
Kesinlikle yıllardır yaşadığımız ve yaşamaya ramak kaldığımız deprem felaketi için hazır değiliz.
Yapı stoğumuz hasarlı binalar ile dolu ve bunca yıldır bir şey yapılmıyor, yapılmak istenmiyor.
“Takdiri İlahi” demekle geçiştirilecek bir durum değildir vebali çooooook büyüktür altından kalmak mümkün olmaz.
Birlik olma zamanında bile ayrıştırmaya devam eden bir siyasi anlayışa ne denir bilmiyorum işin açıkçası.
Bildiğim bir şey var ki herkes yaptığının bedelini mutlaka öder.
Rahmetli Demirel derdi “ Geldikleri Gibi Giderler”
Deprem öldürmez binalar öldürür.