Hiç şüphe yok ki bu haftanın en çok okunan, en çok dikkat çeken konusu elektrik faturaları oldu. Belirtilen sınır değerin genel tüketim oranının aşağısında kalmasıyla yüksek fiyatlar gelmeye başladı. İlk sınır değer 150kw iken 200kw sınırına çekildi. İlk ay kesilen faturalar ilk rakam üzerinden değerlendirildi. İkinci çekilen değer cumhurbaşkanının talimatı ile çekildi.
Aşım ücretleri yaklaşık saat ücretinin belirli bir katı olarak belirlenmiştir. İlk yazılan faturalarda ödenen fazla ücretler için herhangi bir çalışma yapılması gündemde yok. Hesaplamalarda ciddi hataların yapıldığı sayaçlar da kafa karışıklığına fazlasıyla sebebiyet vermektedir.
Akıllarda kalan ise bu hesaplamaların neden daha önce sağlıklı şekilde yapılmadığı ve daha sonra açıklanan istatistiksel verilere göre hareket edilmediği gerçeğidir.
Ülkede elektrik kullanımının yüzde 80’i 200kw altında kullanım gerçekleştirdiğini istatistik kurumu açıkladı. Bu veriyle çok anlamsız hale getirmeden elektrik kullanımının tasarruf edilmesi için bir adım atılmış oldu. Yaşanan enerji krizi bizi fazladan tedbirler almaya itiyor.
Tabi bazı ülkeler diğerlerinden daha fazla etkileniyor. Karşılaştırmaları yaparken unuttuğumuz bir diğer konu da mevcut sistem üzerinde halihazırda olan tedbirler ve uygulamalar bütünü.
Sağanak yağmur yağdığını ve sizin elinizde küçük bir şemsiye olduğunu hayal edin. Diğer tarafta ise sundurma yapılmış, suyun akacağı alanlar belirlenmiş kanalizasyon sistemleri duruma göre tasarlanmış olduğunu varsayalım.
Evet; yağmur çok yağıyor ve bir şekilde ıslanıyoruz. Ama hayat akışımız bundan ne kadar etkileniyor? Oranlar ne kadar değişkenlik gösteriyor?
Bir sonuç çıktısı bu olaya yağmur çok yağıyor ıslanmak kaçınılmaz diye bakabiliyor. Ve teorinin bütün savunma sistemleri bu basit cevapla sınırlı kalabiliyor. Bu konuyu ve örneği enflasyon oranı yüzünden verdim. Gündemi yoran konulardan biri de enflasyon meselesi. Avrupa’da Amerika’da oranların artmış olduğundan bahsediliyor. Evet baktığımız zaman gerçek değerler artmış olduğunu görüyoruz. Ama biraz bilim ile bunu daha doğru yorumlayabiliriz. %1 olan oranın %5’e yükselmesi bize bu durumun 5 kat daha zor duruma geldiğini göstermez. Diğer tarafta ise %30’lardan %60’lara yükselmesi sadece 2 kat demek değildir. Her ürün üzerinde 30 birim daha artış demektir.
Karmaşık hale getirmeden daha basit şekilde izah etmek gerekirse 100 birim para verdiğiniz ürünün 101 liradan 105 olması mı daha zor yoksa 130 liradan 160 olması mı daha zor?
Bir de bu işin ya da ürünün hakkı 100 lira ise o zaman daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor.
Daha uygun faturalı dönemlere…