Hiç de lafı uzatmadan,

Çok çok basit anlatmaya çalışacağım durumu kendimce.

Daha da nasıl basitleştirilebilir bilemiyorum inanın!!!

Bilen varsa,

Koysun ortaya lütfen.

....

Bir baba düşünelim şimdi beraber.

Evde çalışan kaç birey varsa,

Maaş zamanı alıyor paralarını ellerinden,

Üstelik de evdekilere tek kuruş bile vermeden.

Evde kendi çocukları aç,

Evde kendi çocukları sefalette,

Evde kendi çocukları darda, yokta...

Ev sahibi kira için her gün kapıda,

Elektrik,

Su...

Artık ne faturası varsa,

Borcu yığınla.

Ama evin babası,

İlle de "İTİBAR" noktasında.

Bir taraftan koşuyor kendi zevklerinin uğrunda,

Kendi emeği olmayan paralarla,

Bir taraftan da,

Sırf içerideki,

Evindeki sefaleti göstermemek adına dışarıya,

Sırf evin halinin geldiği noktanın üstünü örtebilmek,

Başkalarında yarattığı algı ile gururlanabilmek,

Dışarıya,

"Gönlü,

Cebi ne zengin adammış" dedirtebilmek için,

Yan mahallenin fakir fukarısına yardıma koşuyor her fırsatta!!!

....

Kendi ocağın yanarken,

Sırf güç gösterisi için başka yanan ocaklara koşmak,

Evindeki açken,

Sırf gösteriş olsun diye başka başka açlıkları doyurmak!..

Kocaman kocaman ünlemler ve kocaman kocaman soru işaretleri oluşturmuyor mu yani ister istemez insanın kafasında!!!???

....

Başkalarının parasını harcamak bu kadar kolaydır işte ve basit düşüncelerin çıktılarının bir sonucudur bu denli gösteriş için yaşama eğilimi.

İçeride olmayanı varmış gibi göstermek,

Her şeyi kılıflayıp kılıflayıp başkalaştırmak,

Fotoğraflara anlık gülümseyerek,

O fotoğrafı hayatın her noktası buymuş gibi insanlara sunmak,

Mutsuzluğun üzerini mutluymuş rolü ile kapamak!..

Ve bugün,

Her yerde,

Her alanda,

Her sahada böyle yaşanıyor insanlarca.

....

Çağın hastalığı bu maalesef;

Olmayan şeyler varmış,

Var olan şeyler yokmuş gibi davranmak.

Ve bu anlayışı,

Ülkenin en ciddiye alınması gereken yerlerinde,

Ülke yönetiminde de görüyor olmak en çok insanda iç acıtan.

Cehaletin bizi getirdiği nokta bu işte,

Bir türlü anlaşılamayan.

....

"İtibardan tasarruf olmaz" anlayışı,

Bir tarafı,

Taraftarları fazlasıyla itibarlılaştırırken,

Milleti itibarsızlaştırdı iyice.

Ama millet bile o kadar inanmış,

O kadar benimsemiş ki bu hâli,

Bu durumu öylesine sindirmiş,

Öyle kabullenmişlerki ki insanlar bu anlayışı,

Yapılan onca saray için,

Yaşanan onca şaşa için,

"Bu saraylar,

Bu şaşa,

Bu ülkenin dışarıya karşı duruşudur,

Devletin başındakilerin gösteriş yapması gereklidir,

Önce devlet güçlü olmalı ki vatandaş bunu görüp ona inanabilsin!!!"

diyebiliyorlar.

Yani kandırılmayı kabul ediyor bir yerde de insanlar.

Yani içeride olanın bir önemi yok,

Mesele senin içinde neler olup olmadığında değil,

Dışarıdan nasıl göründüğün tüm mesele öyle mi!!!

....

Bizim itibar anlayışımız mı değişti yıllar içerisinde!!!

Ben anlamadım ki!

Halbuki,

Yanan binlerce ağacımızdı bizim itibarımız,

Daha başında gerekenlerin yapılabilmesi,

"Koşuuun,

Yardııım ediiinn!.." diye feryat etmeden daha insanlar,

Var güçle varılabilmeseydi yanan yerlere.

Zamana bırakmayıp zamanla yarışarak kurtarabilmekti değerlerimizi itibar.

Yangını söndürecek güce sahip değilken,

Güç gösterisi uğruna uçak uçak,

Araba araba yangın yerlerine gitmeye utanmaktı itibar.

Halbuki,

O eli öpülesi köylülerimizdi itibar.

Onların toprağa ektiği emekti,

Hayvanına verdiği kıymetti itibar.

İtibar,

Bu milletin efendisi köylüye,

O köylünün alın terine sahip çıkabilmekti.

Ağlaya ağlaya,

İnleye inleye,

Canlı canlı yanarak ölmeye mahkum etmemekti onca hayvanı itibar.

....

Doğaya saygıydı itibar.

Dere yatağına bile saygı duyabilmekti.

Kese dolacak diye,

Bütün paralar cebe oluk oluk akacak diye,

İnsanına mezar etmemekti bulunduğu yeri.

Planlı olabilmekti itibar,

Doğru bir yerleşim mantığı güdebilmekti en başından,

Betonlaşma yerine,

Yeşile sarılabilmekti asıl itibar.

Zengin olmak uğruna,

Memleketi,

Milleti yok saymamaktı itibar.

Dereyatağına ev yapmamak

Yapılmasına izin vermemek,

Fay hattı üzerine yapılanma kurmamak,

Kat kat fazladan çıkılan katlara göz yummamak,

Her önüne gelene ev yaptırmamak,

Yaz sıcaklarında olabilecek yangınlara hazır olabilmekti itibar.

"DOĞAL AFET!.." deyip,

Her defasında duruma sığınmamaktı itibar.

Doğayı iyi bilmek,

İklimi iyi tanımak,

Öngörülerle,

Olabileceklere önceden önlemlerle karşı durabilmekti itibar.

İtibar,

Doğaya ayak uydurabilip doğanın getirebileceklerine hazır olabilmekti her anlamda.

Sorumluluk alabilmekti itibar,

Bir yerde artık sorumluluk sahibi olabilmekti!!!

Suçu sürekli başka bir yerde aramadan,

Bir başkasını sürekli sorumlu ilan etmeden,

Dönüp kendine bi bakabilmekti itibar.

Hak yememekti itibar.

Hak yiyenlerin önüne geçebilmek,

Haklıyı savunabilmek,

Haklının yanında durabilmek,

Haksızlıklara susmamaktı itibar.

....

Şimdi bu kadar itibardan bahsetmişken,

Daha bir kaç gün önce,

Bir başka ülkeye hibe hibe paralar verebilip,

Bugün,

Yaşanan sel felaketinin ardından,

Yaşanmış orman yangınlarının ardından IBAN vermek!!!

Birileri bizimle çok kötü dalga geçiyor sanki gerçekten de.

Kocam kocaman soruyorum ben de o halde;

'BİZ,

MİLLET OLARAK BU İTİBARIN NERESİNDEYİZ ACABA!!!'

....

'SAHİ,

"İTİBAR" NEYDİ!!!'

....

'İtibarı yanlış yerlerde aramaktan vazgeçebilmek dileğiyle...'