Bugün sevimsiz bir konu hakkında konuşalım.

Dünyanın en soğuk gerçeği.

Biliyoruz her şeyin bir sonunun olduğunu ve yaşayan her şeyin bir gün öleceğini.

Fakat bunu unutarak yaşıyoruz, yoksa deliririz.

 “İnsan öleceğini bile bile nasıl yaşar?

Ya çıldırır ya da öleceğini unutur” demişti Nazım Hikmet.

 Görmeyi ertelediğimiz sevdiklerimizin öleceğini unutuyoruz, işlerimizi ertelerken ölebileceğimizi de unutuyoruz.

 Bir sıkıntının, bir stresin, bir gururun veya bir derdin sonunun kendi sonumuz olduğunu bilsek nasıl davranırdık ki? Hiç düşünmüyoruz.

 Veya hırsla kalkıp dert olduğumuz insanların sonunda hayattan kopup gittiğini görsek, nasıl bir ateş yakar ki bizi?

 En önemlisi de ölümün olduğu yerde, daha ciddi ne olabilir ki?

 Biliyoruz evet, bu dünya sonlu. Dünya sonlu olduğu gibi biz de sonluyuz. Ne zaman ve nasıl olduğunu bilmediğimiz bir şekilde ölüm gelip kucaklayacak bedenimizi ve alıp götürecek taşıdığımız ruhu sevdiklerimizden.

 Uzun yıllardır deneyimliyoruz. Toplu ölümler, savaşlar, cinayetler, kazalar…

 Biz bu yarayı ta ezelden tanıyoruz.

 Ama bazı ölümler, ani, beklenmedik olunca şok etkisi kaçınılmaz oluyor.

 Bu hafta çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı kaybettik.

 O’nun ruhunu onurlandırmak için yazıyorum bu satırları aynı zamanda.

 Sevdikleri O’nu son kez gördüğünü bilemezlerdi. Kimse bilemezdi. Kendisi bile bilmiyordu.

 Ama böyledir işte hayat.

 Kimi son kez gördüğünüzü bilemezsiniz. Hangi günün son gün olduğunu bilemiyorsunuz.

 Uzun zamandır nefesim yettiğince söylüyorum ve yazıyorum.

 Yarın yok.

 Yapmak istediğiniz ne varsa bugün ve bu an yapabilirsiniz sadece.

  Deprem yaşamış bir şehiriz. Sabah kalktığımızda şehir yoktu.

 İlla sevdiklerinizi kaybetmenize gerek yok bu gerçekle yüzleşmek için.

 Her an ölecekmiş gibi ertelememeli ve hiç ölmeyecekmiş gibi hayatın içinde olabilmeliyiz.

 Sadece sevdiklerimiz değil ölüm gelip seni bulduğunda, yapmak istediğin birçok şeyi yapmış olmalısın.

 Dilenecek özür varsa dileyin. Gidilecek bir yer varsa gidin.

 Ölümün olduğu yerde daha ciddi hiçbir şey yok unutmayın.

 Tüm depresyonlar, tüm başarısızlıklar ve tüm kalp kırıklıkları hepsi bizim üretimimiz.

 Neyi kaybederseniz kaybedin, hayatı kaybetmediğiniz sürece, bir yolu bulunur. Dert etmeyin.

 Bu yazıyı yazmamın nedeni Murat’a rahmet diliyorum.

Ve Murat’la beraber kaybettiğim tüm arkadaşlarımı, Levent Abiyi, aile büyüklerimi de saygıyla anıyorum…

 Satırları okuyan herkesin kaybettiği tüm sevdiklerine rahmetle…

 Ve;

 Dibe vurduysan ya da hala düşüyorsan…

Rüzgar Gülü…

Hiç ölümü düşündün mü?