Bu haftaki köşe yazım için oldukça düşündüm ve görülen gerçeğin es geçilmemesine karar verdim.
Yaptığımız iş gereği çok sayıda şehre gidiyoruz, ben de gittiğim şehirleri incelemeyi, dikkatle araştırmayı seviyorum.
Bir Sakaryalı olarak şehrimin başka şehirler ile kıyas yapılmasını çok doğru bulmasam da insan bir iç geçiriyor.
Üzgünüm ancak biz Büyükşehir gibi değil de, çok ağır ilerlemek de olan bir şehir gibiyiz. Bizim şehrimizde kültürel anlamda çok büyük eksiklik var. Sakarya’da büyük bir kütüphane, yeterli boyutta kültür merkezleri, müzeler, tarihi alanlar, sosyal gelişme alanları başta olmak üzere her kesime hitap edecek hiçbir nokta yok.
Üzülerek söylüyorum, yermek için değil belki bir umut değişir düşüncesindeyim.
Üzgünüm, şehrimizde büyük bir trafik problemi, şehir merkezinde büyük çaplı otopark problemi var. Farklı şehirlere gittiğimde gördüğüm ve iç geçirdiğim en büyük durumlardan biri bu oldu. Raylı sistem şehrin en merkezi noktalarında çalışıyor ve oldukça ilgi gören ve tercih edilen bir taşımacılık. Büyük sokakları ve caddeleri mevcut, yolların kenarlarında araç park etmek gibi çirkin bir görüntüleri yok bizdeki gibi.
Biz hala, acaba deyip duruyoruz. İlçelere gitmeyen belediye otobüslerimiz var bizim! Şehrin her noktasında çarşıya gidelim diyoruz. Sanki kasabaya gider gibi garip bir cümle!
Gittiğim şehirlerde gördüğüm mega parklar, içerisinde farklı farklı konseptler. Her yaş grubuna uygun alanlar mevcut.
Öğrencilerin bu şehri tercih etmesi için bir nokta göremiyorum ben. Sadece İstanbul ve Ankara’ya yakınlıktan başka.
Şehir merkezi o kadar eski bir görünüme sahip ki insanın içi kararıyor, şehir merkezine gelmektense farklı alanlar arıyor.
Her şehir kendi noktalarında bazı özel dokunuşlar yapmış, kimisi sanat, kültürel, eğitim ve ulaşım gibi mega işler, kimisi denize yakınlığını kullanarak o noktada farkların ortaya koymuş.
Bizim şehir en şanslısı ve aynı zamanda en şanssızı. Neden diye sorduğumda, Allah tüm doğal güzellikleri aynı anda sunmuş Sakarya’ya. Hayal etseniz bu kadarını yapamazsınız, bu konuda çok şanslıyız ancak! İşte şansız olduğumuz nokta ise şehrin gelişimi ve vizyonu. Ortada mega bir proje yok, gençlere hitap edecek bir proje yok. Gelişim için, gelecek için bir adım göremiyorum. Üzülüyorum ve üzülerek söylüyorum bu durumu.
Şehri ortadan ikiye bölen Sakarya Nehri’ni şehir ile buluşturamıyoruz, Çark Deresi kapkara pislik içerisinde. Dar yollar, araçlar bırakın park etmeyi geçmek için yer bulamıyor. Çark Caddesi 80’lerin döneminde kalmış. Tarihi Uzun Çarşı geriye gitmiş. Kültür Merkezi yıkılmış, yerini otlar bağlamış. Müze namına ortada bir şey yok (Bazı istisnalar hariç) Şehrin tam ortasında tarihi binada Kültür İşleri var, ancak ne iş yaptığını gerçekten bilmiyorum.
Raylı sistem yok ve geleceği de yok, araçların park edeceği otopark yok, biz bisiklet yolu için yolları daraltıyoruz. Şehirde hasarlı bina çok, ancak bir türlü yıkamıyoruz. Biz 23 yıl önce Büyükşehir olduk ancak, sadece ismimiz değişti acı ama gerçek bu. Kalın sağlıcakla…