Korkma!
Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl.
....
Bir cuma,
Salonda,
Cam kenarında oturmuş kitap okuyorken,
Karşımızdaki okuldan,
İstiklâl Marşı için sınıfların hazır olması gerektiği ile ilgili anons yükseldi.
Hemen fırladım yerimden,
Açtım sonuna kadar penceremi ve bekledim.
"Rahat,
Hazır ol,
DİKKAT" komutu geldikten sonra başladı tören.
İstiklâl Marşı' mızın yükselmesiyle gördüm ki;
İnsanlar arasında da farklı farklı duygu yükselişleri oluyormuş marşımızla birlikte meğer.
....
Yoldan geçen,
Ben yaşlarda bir beyefendi,
Hiç tereddüt etmeden duruverdi marşın başlamasıyla.
Karşı kaldırımdaki amca,
Duran beyefendiyi görünce,
İlerlemekle durmak arasında gitti geldi bir süre ama durmayı tercih etti sonunda.
Biraz ileride,
Bir bankta oturan teyze,
Önce oturmaya devam etti,
Sonra etrafa baktı şöyle bi ve ardından yerinden kalktı.
Teyzenin hemen yan tarafında yer alan banktaki genç ise kılını bile kımıldatmadı,
Oturmaya devam etti.
Benimse,
İçim "cııızz" etti o an,
O sahneye şahitlik edince.
O genç evladımız gibi,
Hisleri ruhunu terk etmiş ve İstiklâl Marşı okunurken yürümeye devam eden başka başka insanlar da vardı.
Oysa ne anlamlıdır;
İstiklâl Marş' ımız başlar başlamaz durup,
Kalpten hissederek,
Aynı duygularda birleşebilmek hep birlikte anbean.
....
Bana birçok duyguyu peş peşe yaşatan o cuma gününden bir süre sonra,
Bir pazar akşamı,
Çocuklar yatmak üzere geçmişlerdi yataklarına.
Uyumadan önce,
Kitap okuma saati yapıyordu oğlum Ata.
Ben de karşı odada,
Çocukların ertesi gün giyecekleri formalarını ütülüyordum o sıralarda.
Bir baktım,
Ata yataktan kalkmış,
Başı dik ve yukarıda,
Gözleri sabit,
Hazır olda duruyor.
Anlamadım önce ne olduğunu.
Sonra salondan gelen İstiklâl Marş' ını duydum biraz dikkat kesilince (babamızın o sırada izlediği bi videodan geliyormuş meğer).
Ben de bıraktım elimdeki ütüyü hemen,
Geçtim karşısına oğlumun ve ben de durdum oğlumla aynı duygulara.
İstiklâl Marşı bitti ve 'Evlatçığım,
Ne güzel bir şey yaptın sen öyle.
Gurur duydum seninle.
Sizin böyle başınız dik,
Geçmişe saygınız büyük,
Vatan sevdanız sonsuz olduğu sürece UMUTSUZLUK YOK bizlere' dedim gözlerimin nemiyle.
"İstiklâl Marşı' nı duydum da anne,
O yüzden kalktım yerimden" dedi Ata,
Tüm masumiyetini üzerine giymiş bir şekilde.
....
Ne yapıyorsak yapalım,
Nerede olursak olalım,
Duyar duymaz durup,
Saygıyla,
Kalpten varabilmek lazım İstiklâl Marş' ımızın içlerimizde yarattığı duygulara.
Ortak geçmişimize dönüp,
Kurtuluş Savaş' ında,
Dedelerimizin,
Ninelerimizin,
Atalarımızın omuz omuza,
Yürek yüreğe vermiş olduğu olağanüstü mücadeleye gidip,
Korkusuzlukta,
Cesarette,
İnançta,
Kararlılıkta,
Mücadelede,
Milli bilinçte,
Bağımsızlık ruhunda,
Zafer sevincinde,
Toprak sevdası,
Memleket aşkında buluşabilmek gerek her defasında.
"Amaaann!..
Bir iki dakika ayakta dikilsem ne olacak,
Ne değişecek ki!!!" diye düşünmeden hiç,
O kıymetli anları milletçe birlikte yaşayabilmek,
Milli duyguları taze tutabilmek gerek.
Küçük anları önemsemediğimizden,
Kimi duyguları küçümsediğimizden,
Bazı hissiyatları hafife aldığımızdan,
Basit gibi görünen durumları görmezden geldiğimizden dolayı,
Kaybettiğimiz o kadar çok ortak değer varki.
Yitirdiğimiz değerleri ve hissiyatları tekrar bulabilmek,
Çocuklarımıza iyi birer örnek olabilmek ve onlara da aynı hissiyatları geçirebilmek adına,
Geçmişin o ruhunu hatırlayıp, Durmalıyız saygıyla.
....
Geçtiğimiz günlerde,
14 Şubat Sevgililer günü kutlandı tüm sevenlerce.
O gün,
Sevgililer gününden ziyade,
Sevgi günü bana göre.
Sevelim elbet;
Çok sevelim yarimizi,
Eşimizi,
Dostumuzu,
Evlatlarımızı,
Anamızı-babamızı,
Doğayı,
Denizi,
Hayvanı,
Canlı cansız,
Anlam yüklediğimiz ne varsa, Sevelim anlamlı anlamlı bolca.
Sevmek çok güzel,
Çok ulvi bir duygu yoğunluğu.
Hakkını vere vere sevelim hem de tabi ama toprağımızı,
Bayrağımızı da sevelim hak ettiği şekliyle.
Bu toprakların ortak paydamız olduğunu yok saymadan,
Göklerde süzüle süzüle,
Kendisine aşık edercesine dalgalanan bayrağımızın anlamını hiç unutmadan,
Her karışı çok çok kıymetli olan vatanımızı sevelim en çok da.
Vatansız,
Topraksız,
Bayraksız kalmış bir insan için,
Ne canının önemi kalır,
Ne candan öte saydıklarının,
Ne de sahip olduklarının bir yerden sonra.
Toprağımızı,
Bayrağımızı,
Bütünlüğümüzü,
Hep bir gönülden,
Son nefesimize kadar koruyacak olan,
Çocuklarımız,
Gençlerimiz,
Yetişkinlerimiz,
Yaşlılarımız,
Yani hepimiziz.
Bu topraklara,
Bayrağımıza,
Bütünlüğümüze sahip çıkmak,
İstisnasız hepimizin sorumluluğu ve boynumuzun da en kıymetli,
En şerefli borcudur.
....
'Bizi, millet yapan şeyleri unutmadan ortak paydalarımızda buluşabilmek, toprağımızı, bayrağımızı, vatanımızı hak ettiği şekliyle yürekten sevebilmek dileğiyle...'