Seçimlere çok az bir süre kala korktuğumuz başımıza gelmeye başladı. Siyasilerin kullandıkları ayrıştırıcı dil ile toplum iyice gerildi. Farklı düşüncede olanlar birbirlerine karşı güvenlerini kaybedip düşmanlaştı. Neredeyse bütün karşı görüşler birbirleri “hain” olarak görmeye başladı.
Toplumu sakinleştirmesi ve doğruya ışık tutması gereken “popüler medya” asli görevini unutmuş görünüyor. Ne yazık ki medya da bu korku ikliminde tarafını seçmiş. Çoğu destekledikleri gücün haklılığını kanıtlamak için daha da irite bir dil kullanmayı marifet saymakta. Ekranlarda veya işgal ettikleri köşelerde caka satma yarışına girmiş görünüyorlar. Çoğunun (karşı tarafı karalayarak ya da yok sayarak) sahibi olarak gördükleri liderlerine şirin görünmekten başka kaygıları yok.
Toplumu kaygılandıran olaylar onları ilgilendirmiyor gibi. Miting meydanlarındaki istenmeyen olayları “şeytan taşlama” olarak niteleyenler için sözüm yok. Ne diyeceğim ki. Allah akıl fikir versin. Ayrıca seçim otobüslerinin taşlanması, miting meydanlarını belediye araçları ile kapatmak ya da olaylara kendi bakış açıları ile kılıf bulma yarışına girenler için de sözüm yok. Onların bu tavrı bana Shakespeare’nin sanatın toplumu değiştirmedeki ünlü tiradının son cümlesini hatırlatıyor. “Ey izan! Sen hoyrat hayvanlara sığınmışsın, insanlar da muhakemelerini kaybetmiş.”
Evet sağduyu ve izana ihtiyacımız var. Karşı görüştekileri yok saymak yerine saygı duymanın marifet olduğunu öğrenmemiz lazım.
Bu toplum kavgayı değil sağduyuyu hak ediyor. Sonuçta kazanan da kaybeden de hepimiz olduğumuza göre tepedekilerin başaramadığını bizler denemeli ve kavgaya alkış tutmamalıyız. Korku iklimine sığınanların amaçları farklı olabilir. Oysa halkın korku iklimine değil huzura ihtiyacı var. Güvene ihtiyacı var. Sağlıklı beslenmeye ve bilimsel gerçekliği olan eğitime ihtiyacı var.
Horlanmadan güven içinde yaşayacağımız bir düzeni hepimiz hak ediyoruz. Lütfen saygısızlığa prim vermeyelim. Bu ülke hepimizin ve de hepimiz devletin şemsiyesini korku değil güven olarak görmeliyiz. Eşitlik kaygımız olmamalı, ülkenin kaynaklarının daha güzel bir gelecek için adil olarak kullanıldığına inananabilmeliyiz.
Kime oy verirseniz verin. Yeter ki sizin gibi düşünmeyenleri düşman olarak görme duygusuna kapılmayın. Oy verdiğimiz parti ve ittifaklar ayrı da olsa gönül ittifakımız tüm toplumu kapsamalı.
Bu duygularla 14 Mayıs 2023 seçimlerinin hayırlı olmasını diliyorum.