Andık, Anıyoruz, Anacağız ve Anmaya devam edeceğiz.

Üzerinden 24 yıl gecen depremle ilgili yaptığımız tek şeydir anıları yad etmek.

Tabii ki de unutmamak ve unutturmamak gerekir, lakin böyle bir felakete tekrardan maruz kalma durumunda acı ve kayıpları azaltmak için caba sarf edilmesi gerek şarttır.

Yaşamımızı idame ettirdiğimiz bu toprakların gerçeğidir DEPREM .

Yurttaşlarımıza deprem kültürünü işleyip, deprem Ülkesi olduğumuz gerçeğini hafızalarımıza kazımamız gerek.

Geçen 24 yıl ne yaptınız?  kocaman bir HİÇÇÇÇ…

Her yıl 17 Agustos’ta anma törenleri ve acıları tazelemekten başka.

Yurdumuz tamamen Deprem üretimi bakımından riski yüksek bir coğrafya.

Kaderciliği bir tarafa bırakıp gerçekler ile yüzleşelim.

Evet dini bütün bir Ülkeyiz ama İnandığımız dini anlayarak hareket etmeliyiz.

Kutsal kitabımızın ilk ayeti “ OKU “ diyor.

Yani ilime ulaşınız ve yaşantınızı kolaylaştırın.

Nisâ SURESİ 58. Ayet’te

“ emanetleri, kamu görevlerini, devlet işlerini, sorumluluk gerektiren meseleleri mutlaka ehline, kabiliyetli, liyâkatli, bilgili, dürüst ve güvenilir kimselere vermenizi, insanlar arasında hakem-hâkim, idareci olduğunuz zaman, adâletle icraat yapmanızı, hüküm vermenizi emrediyor.”

Nisâ SURESİ 58. Ayet’te

“Ey iman edenler! Bütün tedbirlerinizi alın.”

Kader’e inanın ama oluşan tüm kötü senaryoları kadere fatura etmeyin. Bilimsellikten uzaklaşırsanız

Her sene acıları tazelersiniz.

Depremle ilgili ciddi bilimsel çalışmaların yapılması, vatandaşların ciddi şekilde bilinçlendirilmesi ve denetimlerin ciddi ve caydırıcı bir şekilde yapılması gerekir. İktidar ve yerel yönetimler depremle ilgili gerekli özeni ilgili meslek örgütleriyle ortak olarak göstermelidirler. İnşaat sektöründe faaliyet gösterecek firmaların belirli kriterlere haiz olmalı ve standarda uygun hale getirilmelidir. Bağımsız denetim şirketleri yetkilendirilmeli ve ciddi denetlenmelidir. Kentsel dönüşüm hızlandırılmalı ve yoksul vatandaşlarımıza devlet desteği sağlanmalıdır.

Ne yaşadığımız depremden nede 24 yıldır olan ve en son 6 Şubat’ta 11 ilimizi etkileyen depremden ders aldık.

Depremlerin ardından hemen yardım ve eyvah söylemleri havada uçuşuyor, kısa bir süre sonra unutulup gidiyor.

Uzmanların söylemlerine göre bölgemizde istatistiksel olarak 30 yılda bir oluşan deprem kapıyı çalmak üzere ey yöneticiler ne yaptınız veya yapıyorsunuz.

Yıllardır bizden topladığınız ve katlayarak toplamaya devam ettiğiniz deprem vergileri nerede?

Ne yazık ki bu depremden bugüne kadar ne şehrimizde ne de ülkemizde depremle ilgili elle tutulur bir çalışma yapılmamıştır. Şehrimizde konut, okul ve işyeri olarak hasarlı binalar mevcuttur. Tüm seçim süreçlerinde depremle ilgili vaatler yapılıyor, lakin seçimden sonra unutuluyor.

 İnsan yaşamı ne kadar da basite indirgeniyor.

İnsanlara modern tabutlar yaptırıyorsunuz kendi elleri ile.

Birinci sınıf tarım alanlarını beton yığını haline getirdiniz.

Beton karın doyurmuyor ve hayat kurtarmıyor.

Risk’i asgariye indirgemek gerekir; bunun için ise yerleşim alanlarının depreme uygun seçilmesi, yapıların depreme dayanıklı yapılması ve mevcuttaki binalar için tedbirlerin alınması.

Yaptığınız en başarılı iş; hesabı  sorgulanamayacak ranta yönelik işlerdir.

Bulunduğunuz makamların vebali altında ezilmeyin.

“Asıl olan insan hayatıdır.”

“Deprem öldürmez, Binalar öldürür.”