Toplu olarak yaşamaları, belli bir disiplin içinde çalışmaları ve ağırlıklarından kat kat fazla yükü taşıyabilmeleri sebebiyle insanlar Kura’an-ı Kerim’de de bahsedilen (Neml Suresi 17. ayet) karıncalara özel bir ilgi duyarlar.
Karınca ismi; Süleyman'ın mucizesinin anlatıldığı Neml Suresi'nde geçiyor. (“Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; aman, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!”)
Karınca ile ilgi toplumda en çok bilinen menkibe ise yaşlı bir karıncanın; Nemrut’un ateşe attığı, Hz. İbrahim’in yanmasını engellemek için ağzıyla su taşımasıdır. Burada yaşlı karıncanın hareketi; yangını söndürmeye gücü yetmeyeceğini bile bile tarafını belli etmektir.
Bu menkibe toplumdaki çatışmalarda sıkça örnek verilir. Bireyler taraflarını belli etsin istenir. Sosyal medyada yapılan siyasi paylaşımlar da sonucu değiştirmekten çok tarafını belli etme yarışı değil midir?
Nazif Tunç’un “Karınca” filmi bana bu menkibeyi hatırlattı.
Fetö bağlantılı bir terör örgütünün “canlı bomba” yapmak için tuzağa düşürdüğü bir genç kızın evden kaçışına, bilmeden yardımcı olan kamyon şoförü Şems’in; sebep olduğu durumu düzeltmek için sorumluluk üstlenmesi filmin ana hikayesini oluşturmakta.
Nazif Tunç birçok dini ve siyasi mesajlar vererek filmi inancına hizmet eden bir karıncaya dönüştürmüş. Bazı sahneler var ki çıkarsanız filmin hikayesinde bir kopukluk olmaz. Hikaye bozulmasa da verilmek istenen mesajları kuvvetlendirmek için Tunç o sahneleri gerekli görmüş olmalı.
Toplumun bekası için bireyin sorumluluğunu yerine getirmesi ana mesajlardan biri. Filmde ayrıca, helalleşme, ailenin çocuk yetiştirmedeki sorumluluğu, toplumun mayasında bulunan vatan severlik ve yardımlaşma gibi konular işlenirken; derin devletin içine sızan terör örgütleri konusu aydınlatılmaya çalışılıyor.
Film; PKK’ya kaçırılan çocuklarını geri getirebilmek için eylem yapan “Diyarbakır anneleri” başta olmak üzere birçok konu ve durumu çağrıştırarak yönetmenin vermek istediği mesajı kuvvetlendiriyor.
Karınca filminin işlenişini iki bölümde ele almak lazım.
1. Bölüm; mekan ve öykü aktarımı yönü ile Ömer Kavur’un 1981 yapımı “Ah Güzel İstanbul” filmini hatırlatıyor. Kamyon, yol, yol boyu Anadolu’dan manzaralar falan… 2. Bölüm için polisiye denemesi demek yanlış olmaz.
Filmin sonunda Şems sorumluluğunun gereği olarak kaçışına bilmeden yardım ettiği genç kızı terör örgütünün elinden kurtarıp ailesine teslim ederek helalleşmeyi gerçekleştirir.
Karınca filminin sinematografisi üzerine çok şey söylenebilir. Bu görüşlerin hepsi görecelidir. Burada esas olan yönetmenin düşüncesi. Seyirci bu düşünceyi ne derece benimser bilemeyiz. Bildiğimiz film tamamlanıncaya kadar yönetmenin sorumluluğundadır. Tamamlanıp vizyona girdikten sonra film kendini anlatmaya başlar. O filmi okumak zamana göre farklılık gösterebilir.
Bizim söyleyeceğimiz içinde bulunduğumuz durumda Nazif Tunç’un; cesurca bir yaklaşım göstererek teröre meydan okumasının kıymetli olduğudur.