Daha acılarımızın yaraları silinmeden üzerine yine canlarımızın yandığı acıya uyandık. Konuşurken ne kadar da rahat sarf ettiğimiz cümleler. Fakat benliğimizde derin yaralar açan ve uzun yıllar hafızalarımızın silmekte zorlanacağı acılar.
Bolu Kartalkaya’da iki gün önce gece 03 sularında başlayan yangında kesin olmayan 79 can kaybı ile sonuçlandı.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda “Riski Kaynağında Yok etmek” temel kriterdir.
Yurdumuzda ne yazık ki kanunlar koyulur ama uygulamada sıkıntılar hat safhada ve denetim mekanizması kişilere göre farklılık arz eder.
Daha tam anlamı ile elim kazanın sebepleri belli olmadan suçlamalar ve yetki kavgası hasıl oldu yazık ki ne yazık. Yurttaşlarımızı kaybetmişiz ve acılarımızı yaşamamız bile çok görülüyor.
İlk etapta güvenlik önlemleri aşikârdır.
Ortaya koyulan belgeler işleticilerin uhdesinde olan güvenlik tedbirlerinin eksikleri aşikârdır.
Şu aşamada suçlu aramak neyin nesi.
Öncelikle veriler ve bilirkişi raporları toplansın, neticesinde gerekli yaptırımlara bakılır.
Yangın, ne zaman ve nerede başlayacağı belli olmayan ve ne kadar süreceği de önceden kestirilemeyen bir felakettir. Yapılması gereken tek şey bilimin ve teknolojinin gerekliliklerini yerine getirerek, her türlü önlemi almak ve uygulamaktır. Mühendislik çözümleriyle, periyodik bakım ve kontrollerle, denetimlerle önlenebilecek bu tür kazaların ölümlerle sonuçlanması bizleri derinden yaralamıştır.
Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bulunan ve çalışanları hariç 237 kişinin konakladığı Grand Kartal Hotel’in otel kapasitesi; 161 oda ve 350 yataklı, 26 yaşında olduğu bilinmektedir. Binaların Yangından korunması hakkında yönetmeliğe göre otel “mevcut bina” sınıfındadır ve yönetmeliğin 10. Kısım hükümlerine tabidir (138. Madde ile 167. Maddeler arası). Mevcut binalarda Yağmurlama sistemi zorunluluğu ile ilgili 165. Maddesinin (ç) bendinde; “ç) İkiden fazla katlı bir bina içerisindeki yatak sayısı 200’ü geçen otellerde, pansiyonlarda, misafirhanelerde,” denilmektedir. Yani Söz Konusu 350 Yataklı mevcut bina sınıfındaki otelde yangın çıktığında yayılımı engelleyen ve söndüren otomatik yağmurlama (Sprinkler) sistemi zorunluluğu bulunmaktadır. Otelin internet sitesindeki fotoğraflarda 2008 yılında yapılması gereken otomatik yağmurlama sisteminin yapılmadığı görülmektedir. Bu sistemin yapılmaması nedeniyle yangın hızlıca yayılmış ve can kayıpları yaşanmıştır. Ayrıca mevcut yönetmeliğin 10. kısmında belirtilen dolap sistemi, algılama ve uyarı sistemleri, kaçış yolları ve özelliklerine uyulup uyulmadığı bilinmemektedir. Ama yangından kurtulan yurttaşlarımızın beyanları dikkate alındığında algılama ve uyarı sistemlerinin çalışmadığı, kaçış yollarının tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere yangın ve yangın söndürme sistemlerinin projelendirilmesi alanında uzman mühendisler hizmet vermektedir. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği olarak, uzman mühendisler tarafından çizilmesi gereken projelerin yönetmeliğe uygun olup olmadığının; uygulamanın da projeye göre yapılıp yapılmadığının disiplinli bir şekilde denetlenmesi gerektiğini yıllardır yüksek sesle söylüyoruz. Yapılmış olan sistemlerinse periyodik olarak kamusal düzlemde denetlenmesi gerekliliğini ifade ediyoruz. Gel gör ki, bugün yaşadığımız bu acı tablo gösteriyor ki, Odalarımızın denetleme yetkisini bertaraf edenler, kulağını bilimin ve tekniğin gerçeklerine kapatıp, sermayenin ihtiyaçlarına cevap vermekten başka bir şey yapmamıştır.
Yaşanan can kayıplarının sorumluları denetim görevini yapmayan kurum ve kuruşlar ile kar hırsıyla güvenlik tedbirlerini almaktan imtina eden sermaye sahiplerinden başkası değildir.
2013 yılında yayınlanan “İş Ekipmanlarının Kontrolünde Sağlık Güvenlik Şartları Yönetmeliği” yangın tesisatlarının periyodik kontrollerinin yılda 1 kez yapılmasını zorunlu kılmaktadır. İlgili tesisler bu yönetmelik kapsamındadır. Ayrıca Elektrik tesisatları ve havalandırma tesisatları da aynı kapsamda yasal olarak kontrole tabii tutulmak zorundadır. Mevzuatın uygulanması ancak gerekli denetimlerle sağlanabileceğinden ülkemizdeki denetim eksiği bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Kamusal güvenliği önceliklendiren Odalarımız yıllardır bu konuda verdiği hizmetler, düzenlediği etkinlikler ile can ve mal güvenliğini korumaya çalışmaktadır.
Ayrıca, bu ekipmanların kontrollerinden işletmelerde teknik müdürlükler sorumludur. İşletmelerde teknik müdür olarak çalışan personellerin ilgili meslek odasına kayıtlı olması, yürüttükleri işler ile gerekli yetki belgelerini almış olmaları sağlanmalı ve bu belgeler denetlenmelidir. Diğer taraftan işletmedeki bakım personellerinin yetkin olması gerekmekle birlikte, işletmedeki tüm teknik personelinde yetkinliği sağlanmalıdır. Mutfak tesisatı içerisinde yer alan davlumbaz filtrelerinin kontrolü ve temizliği, bacaların kontrolü ve temizliği, yangın oluşumu açısından önleyici yaklaşımlardır. Dolayısıyla can ve mal kaybının engellenmesi açısından bu kontrollerin yapılıyor ve denetleniyor olması son derece önemlidir.
Gerekli incelemelerin ivedilikle yapılıp sorumlular için müeyyidelerin uygulanması bir nebze yüreğimize su serper mi bilinmez.
Gerçek olan şu ki kanun koyucular; denetim mekanizmasını tam anlamıyla çalıştırması gerekir.
Bu tür acı olaylar ertesinde hep gereken yapılacak, şöyle tedbirler alınacak ve suçlular cezalandırılacak bir daha böyle bir olmayacak söylemlerine artık inanmıyoruz.
Şehrimizde de bu türden elim olaylarının olmaması için gereken önlemleri yöneticilerimiz alacağı ümidiyle hayatını kaybeden yurttaşlarımıza rahmet, yakınlarına sabır ve yaralılara acil şifalar diliyorum.
KADER Mİ? RANT MI?
Salim Aydın
Yorumlar