Farklı kültürlerden kişiler bir araya geldiklerinde kültürlerine dair ilginç bilgiler aktarma yarışı kaçınılmazdır. Herkes, kendi ilginçliğinin ön planda olması için çaba sarf eder. Farklı insanlarla geçirdiğim sekiz hafta boyunca bu tür muhabbetlerin içerisinde çok fazla bulundum. Bu kültürlerin arasında en çok ilgimi çekense Çin oldu. Oda arkadaşımın anlattığına göre belli bir yaştan sonra kız-erkek ayrımı olmaksızın yaz tatillerinde askeri eğitim almak zorundaydılar. Ülkelerinde internet kısıtlaması olduğu için herkes kaçak yollardan Twitter, Youtube gibi uygulamaları kullanıyordu. Bir de eve aşçı çağırma gibi bir uygulamaları vardı. Malzemeleri ev sahibi alıyor, aşçı da yemeği yapıp ücretini alıp gidiyordu. Bazen yemeğe de kalabiliyordu.
Ancak diğer arkadaşım Angela ile olan sohbetime kadar bunları sadece ilginç bilgiler şeklinde düşünüyordum. Bir gün güzellik standartları hakkında konuşurken Angela “Senin gözkapakların çok güzel,” dedi. “Çizgili ve renkli. Eyeliner sürmen gerekmiyor.”
Daha önce hiç gözkapaklarıma iltifat edilmediğinden önce şaşırdım. Aslında gözlerinin ne kadar şirin olduğunu söylemeyi düşünüyordum. Çünkü çekik gözün farklı bir güzelliği olduğunu düşünüyordum. Bu konuda kendinden hoşnutsuz olması beklediğim bir şey değildi. Hem, eyeliner sürmek zorunda olmamak da ne demekti? İnsanların buna gerçekten ihtiyacı var mıydı ki?
Onu gözlerinin güzel olduğuna ikna edemedim. Meğer; Çin, Kore, Japonya gibi ülkelerde gözkapaklarının çizgili olması ciddi boyutlarda önem arz ediyormuş. Aynı zamanda Çin’de zayıflığın değil de sıskalığın ne derece önemli olduğunu biliyordum. Oda arkadaşım Kristy, 160 boylarında ve 50 kilo olmasına rağmen kendini sık sık aç bıraktığı oluyordu. Yeterince zayıf olması için yaklaşık 10 kilo vermesi gerekiyordu.Ancak bu gözkapağı meselesini hiç duymamıştım.
“Çizgili gözkapaklarına sahip olanlar daha çok tercih ediliyor,” dedi Angela. “Oyuncuları, televizyona çıkacak kızları buna göre seçiyorlar. Çünkü çok güzel bir şey.”
Yaklaşık 5,5 yıl önceydi seninle ilk buluşmamız.
Sen karnımda,
Bense ağzım yüreğimde,
Koskocaman bir heyecanda.
Doktor, "İkizlerden biri kız" dediğinde,
Sonsuzluğu görmüştü sevincim işte o an.
Biliyorum kızım,
Biliyorum;
Bundan sonra yine sen,
Varlığınla daha nice gönüllere,
Daha nice nice mutluluklar getireceksin.
Tıpkı bana,
Aldığın her nefesle getirdiğin mutluluk gibi.
...
38 haftalık zorlu bir serüvendi bizimkisi.
Her türlü olumsuzluğa,
Onca kanamaya rağmen kardeşinle kenetlenmiş,
İnat etmiştiniz dünyaya gelmek için.
Biliyorum kızım,
Biliyorum;
Tıpkı bugün olduğu gibi,
Sen orada da tuttun kardeşinin o minicik ellerini.
Ve
Tıpkı bugün olduğu gibi,
Ayırmadın onu bir an bile ne yanından,
Ne de yüreğinden.
Ve ben biliyorum ki kızım,
Bir ömür boyu,
Daha çok insanın ellerinden tutacaksın o inatçı merhametinle.
...
38 haftanın sonunda,
Siz dünya ile merhabalaşırken,
Ben de yepyeni bir hayata,
32 yıl sonra edindiğim gerçek kimliğime,
Anneliğime "merhaba" dedim.
Seni ilk yanıma getirdiklerinde,
O minicik yüzündeki,
O küçücük gözlerini kocaman kocaman açmış bakıyordun bana;
" Eee şimdi ne olacağım ben?" der gibi.
Ve ben biliyorum kızım,
Biliyorum...
Sen,
O gün ve ondan sonraki her gün,
Tıpkı bana olduğun gibi,
Daha çok şey olacaksın başka hayatlar için de.
Biliyorum...
Kimine sırdaş olacaksın;
İçinde dağ dağ büyüse de içine attıkların,
Ser verip sır vermeyen olacaksın.
Kimine arkadaş,
Kimine dost,
Kimi içinse,
Yalnızca sıradan bir sen olacaksın.
...
"Milletimiz güçlü bir millet olmağa azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı, kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir..." diyen Ulu Önderimizin,
Sizler için sağlamış olduğu tüm olanaklardan faydalanıp okuyarak,
Yarının bilinçli,
Kültürlü,
Özgüveni yüksek,
Ne istediğini bilen,
Nereden geldiğini asla unutmayan,
Milleti için çalışan,
Hayatta varoluş sebebinin farkında olan,
Din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin her insana saygı duyan,
Taşıdığı kimliğe,
Yaşadığı hayata ve
Başka başka hayatlara da sürekli yenilikler katan bir birey olacaksın.
Sen,
Hakkını savunan,
Aynı zamanda başkalarının da hakkını koruyan,
Yeri geldiğinde sesi gümbür gümbür çıkan olacaksın.
Sen,
Bugünün kadınlarından beklenen o sessiz,
O suskun,
O her şeye boyun eğen,
Yaşam biçiminden,
Kılığına kıyafetine,
Evliliğinden,
Çocuk dünyaya getirme şekline kadar karışılan,
O kimliksiz kadın beklentisinden uzak olacaksın.
...
Hangi mesleği seçtiğinin zerre önemi yok bizim için güzel kızım.
Sen hangi işi yaparsan yap,
Dürüstlükten şaşmadan,
Para için adam satmadan,
Onurundan,
Kişiliğinden ödün vermeden en iyisini yapacaksın.
...
Bir zaman gelecek birine,
Gönülden gönüle yoldaş olacak,
Omuz omuza yürümek neymiş bir ömür,
Öğrenmiş olacaksın.
Hayatı her hali ile,
Bir olunup yaşamak neymiş bilen olacaksın.
Sonra nasibinse eğer,
Gün gelecek,
Bu topluma bireyler yetiştiren bir anne olacaksın.
Belki sen de,
Tıpkı annen gibi,
O günün kız çocuğu,
Yarınlarınızın kadınlarını yetiştiriyor olacaksın.
...
İyi ki varsın güzel kızım.
İyi ki varsın.
Biliyorum ki sen,
Seni doğru anlayıp,
Seni keşfedebildikleri sürece,
Bu dünya için de
Hayatına dokunabildiğin insanlar için de en kıymetli olacaksın.
İyi ki varsın "KIZIM".
İyi ki varsın sonraki kuşakların "DEĞERLİ ANNESİ".
İyi ki varsın gelecek yılların,
Ayakları yere sapasağlam basan "ÇAĞDAŞ TÜRK KADINI".
İyi ki varsın.
...
"Kimliklerine, kişiliklerine, seçimlerine ve hayatlarına sonsuz saygı duyulan bir toplumda, yarınların kıymetli kadınlarını yetiştirebilmek dileği ile..."
“Ama gözkapaklarınız çizgili değil, nasıl oluyor?” diye sorduğumda da beni son derece rahatsız eden, ancak onun için son derece normal olan bir şey söyledi.
“Ameliyat oluyorlar. Genç kızlar belli bir yaşa geldiğinde gözkapaklarını kestiriyor. Bu çok yaygın, hatta aileler kızlarına mezuniyet hediyesi olarak ameliyat hediye ediyor. Onlar da destekliyor.”
Mezuniyet hediyesi olarak estetik ameliyat hediye etmek… Bir yaşıma daha girmiştim. Var olduğundan bile haberimin olmadığı bir güzellik standardı için bir sürü genç kızın bıçak altına yattığı gerçeğiyle huzursuz olmuştum. Gerçi her geçen gün yeni bir estetik ameliyat türü ortaya çıkarken buna artık şaşırmamayı öğrenmem gerekiyordu. Kişiyi bedeninden soğutmak ve kendini sevmesini sağlamak için ameliyata zorlamak… Gerçekten korkunç. Yaygın olduğu için de kimse rahatsız olmuyor.
Yazımı “Siz her halinizle güzelsiniz, estetiğe ihtiyacınız yok,” diyerek bitirmeyeceğim. Çünkü kimseyi buna inandırma şartımız yok. Güzel olmayabiliriz. Güzel olmak zorunda değiliz. Yüzünde birtakım şekil bozuklukları olan tanımadığımız insanların fotoğraflarını paylaşıp “Sen çok güzelsin!” yazmamızın kimseye bir faydası yok. Bunu bir teselli aracı gibi kullanmak sadece gereksiz bir illüzyon oluşturmaktan öteye gitmeyecektir.