Ne olacak bu şehrin hali? Yaşamımızda değişen hiçbir şey yok, hatta daha da kötüye gidişimiz var. Dün var olup da çözüme kavuşan tek sorunumuz yok.

Aksine artan nüfus ile yeni yeni sorunlarımız doğdu.

Nüfus artışına bağlı araç trafiğinde yaşanan yoğunluğu karşılayacak ne yolumuz var ne de caddemiz var.

Toplu taşıma sistemi ortada. Beşinci sınıf dünya ülkelerinde kullanımda olan taşıt çeşitliliğimiz var. Son günlerde Sakarya Büyükşehir Belediyesinin aldığı 23 yeni otobüs ile çeşitlendirildi.

Bu türden alımlarla sorunu çözmek mümkün değil. Belki günü kurtarmaya yeterli olabilir ancak sorunun çözümüne katkı sunmaz.

Toplu taşıma sistemi sil baştan yenilenmeli, hafif raylı sistem bir an evvel devreye sokulmalı.

Şehir içi dolmuş taşımacılığına son verilmeli, ilkel görüntüden kurtulmalıyız.

“Nerden nereye?” dedikleri manzara, dün de vardı bugün de var olmaya devam ediyor.

Dün de tek bir tiyatro salonu yoktu, kültür sitesi yoktu. Bugün de yok.

Şehir gelişim adına yol kat edemedi aksine geriye gitti, gidiyor. Yazık oluyor güzelim bu şehre. Böylesi doğa harikası varlıkları barındıran bu kent ne halde.

Sağlıktaki durumumuz ortada. Maalesef çözümsüzlük had safhada. Benzeri durumu eğitimde de yaşamaktayız.

Ülke ortalamasının çok gerilerinde yer alıyoruz.

Hasarlı binalar stoku belli olmadığı gibi hasarlı okullar sorunumuz henüz tümden çözülemedi.

Depreme güvenli şehir bir türlü olmadık…

Dün ektiğimiz tarım arazilerimiz birer birer yok oldu, betona teslim oldu.

Var olan Şeker Fabrikamız, Zirai Donatım Fabrikamız elimizin altından kayıp etti. Vagon Fabrikamız küçüldükçe küçüldü. Akıbetinin ne olacağı belli değil.

Gelişen değişen dünya düzenine ayak uyduracağımıza geriye gidişimiz hızlandı.

Son yıllarda olumsuzluklarla anılan bir şehir haline dönüştük ne yazık ki…

Talihsizliklerin adresi olduk. İş kazalarının eksik olmadığı bir şehiriz. Her şey mi kötü yaşanır? Nedir yakamızdan düşmeyen? Anlaşılır gibi değil.

Dedim ya dünü özler, arar olduk.

Dünden daha iyi olan tek özelliğimiz kalmadı. Yarına dair umutlarımız da yok oldu.

Daha kötüsü ise bu duruma itiraz eden, başkaldıran da kalmadı. Teslimiyet sergilenmekte, otoriteye teslim olmuş bir haldeyiz.

Her geçen gün doğaya( Havasına, suyuna, toprağına) zarar vererek nereye kadar…

Onun içindir ki ne olacak bu şehrin hali…

Kim dur diyecek kötü gidişe?