Gün geçmiyor ki iş cinayeti haberi almayalım.

2026 yılının ilk çeyreğinde yurt genelinde 432 yurttaşımız iş cinayetine kurban olup hayatları sonlandı.

Veriler, Türkiye’de çalışma yaşamı içerisindeki güvencesizliği ortaya koydu.

Neden iş kazası demiyoruz; cinayet diyoruz.

İş kazaları; işverenlerin maliyet hesapları nedeniyle gerekli önlemleri almaması sonucu meydana geldiği için “iş cinayeti” olarak tanımlanıyor.

İş kazaları; daha az işçiyle daha fazla iş yaptırılması nedeniyle oluştuğu için “iş cinayeti” olarak ifade ediliyor.

İş kazaları; uzun çalışma saatleri ve yoğun çalışma temposu nedeniyle gerçekleştiği için “iş cinayeti” olarak değerlendiriliyor.

İş kazaları; düşük ücretler nedeniyle işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayamamasıyla bağlantılı olduğu için “iş cinayeti” olarak görülüyor.

İş kazaları; sendikal hakların engellenmesi ve işçilerin korunmaması nedeniyle “iş cinayeti” olarak tanımlanıyor.

Bu yaşam mücadelelerinin sona erme olayları önlenebilir.

Neden önlenmiyor veya önlenemiyor.

Bu cinayetlerin sorumlusu kim dersiniz; İş Güvenliği Uzmanları mı? İşverenler mi? yoksa denetimi layıkıyla yapmayan merciler mi?

Kanımca başlıca sebep ekonomiden kaynaklı.

İşverenler düşük maliyetle maksimum ürün elde edebilmek adına ucuz işçilik, bir çok bakım, eğitim ve kontrol maliyetlerinden imtina etmeleri.

İş güvenliği uzmanlarının yetkisiz ve yetersiz olmaları.

Denetim mekanizmasının liyakatsız personel ve ahbap çavuş ilişkileri.

Mesleki yeterlilik belgelerinin ne şekilde hangi kurum ve kuruluş tarafından verildiği, başlıca bu cinayetlerin sebepleridir.

İş cinayetlerini önlemek aslında çok ta zor değildir.

Periyodik kontrollerin Akredite ve Yetkin kurum kuruluşlar tarafından yapılması.

İş güvenliği uzmanlarını yetkilendirmek (Devlet Eliyle)

İş yerlerinde gerekli tedbir ve düzenlemelerin yapılması.

Gerçek manada denetimlerin yapılması.

“ RİSKİ KAYNAĞINDA YOK EDERSEN”

Birçok cinayeti önlenir.

“ İŞ KAZASI KADER DEĞİL CİNAYETTİR”