Bu hafta bir gün,
Sabah,
Öğlen,
Akşam olmak üzere,
Üç öğün televizyona baktım;
Bir umut,
Belki yeni yayın döneminde bizi şaşırtmayı başarırlar,
Benim gibi epeyce bir süreden beri televizyonu hayatından çıkarmış,
TV ekranlarına küsmüş insanları tekrar ekranlarla barıştırabilirler,
Televizyon karşısına yeniden oturtabilmeyi başarabilirler belki diye.
Baktım dediğime de bakmayın,
Tahammül sınırlarımı on dakikadan fazla zorlayamadım.
Hatta inanın,
Bir ara 'İMDAAT!..' diye bağıracaktım.
....
"FLAŞ FLAŞ FLAŞ..." larla başlayıp izlediğimizde içinin bomboşluğu ile koca bir boşluğa düştüğümüz,
"Büyük Haber!.." denen ama haber niteliği bile taşımayan haberlerden,
Çarpıtılmış,
Eğilmiş,
Bükülmüş,
Sündürülmüş,
Birilerinin istediği kıvamda önümüze serilmiş olan olup bitenlerden,
Ana haberlerden bihaber haber programlarından sıkılmadınız mı artık siz de!!!
Bunalmadınız mı hiç şu gündüz kuşaklarının samimi görünen samimiyetsizliğinden!
Kendilerine verilen rolü oynayabilmek için şekilden şekile giren,
Rol yapmaya çabalayan gündüz kuşağı sunucularından,
Konuklarından,
Teyzelerinden,
Amcalarından bi daral gelmedi mi daha yani size!!!
Ekran karşısında,
Sanki kavganın,
Sanki yalanın,
Sanki riyanın,
Adaletsizliğin,
Nezaketsizliğin,
İşgüzarlığın,
Gösteriş düşkünlüğünün,
Yermenin,
Saygısızlığın,
Değersizleştirmenin,
Sanki fiziksel ve psikolojik şiddetin reklamını izliyormuş gibi hissetmiyor musunuz kendinizi o programları izlerken!!!
İnsanı iyiye,
Güzele,
Doğruya,
Kıymetli olan hiçbir şeye ve hiçbir yere vardıramayan,
Türlü seviyesizliklerle insanları hipnotize eden öğlen programlarından uyanmak istemiyor musunuz siz de!!!
Benzer senaryoların sürekli olarak döndürüldüğü,
Sanattan uzak,
Eski oyuncuların o müthiş oyunculuğuna ihanet edermişcesine,
Oyunculuğu oyuncak sayanların rol aldığı,
Tüm değerlerimizi,
Değer yargılarımızı yok eden,
Entrikayı baş taçı ettiren,
Üretkenlikten,
Beyin ürünü olmaktan,
İzleyene bir şeyler katmaktan,
Kişiyi düşündürmekten uzak,
Sadece dizi özetlerini bile takip ederek,
Dizide neler olup bittiğini çok rahat anlayabileceğimiz,
Dizinin sonunu çok rahat tahmin edebileceğimiz basitlikte,
Yerli olup çoğumuza göre oldukça da yersiz gelen dizilerden fenalıklar gelmiyor mu size de akşam saatlerinizde!!!
....
Neredeyse tüm kanalların,
Hayatımıza nitelikli bir şeyler katmak yerine,
Sürekli olarak hayatlarımızdan zaman çaldıklarının farkında mısınız!!!
Eğer öyleyse,
Aynı noktadayız demektir sizlerle.
Tüm bunlardan dolayı,
İçimin daraldığı zamanlardan bu yana,
TV izleyemez oldum ben.
Bir şeyler belki değişmiştir umuduyla,
Arada bir göz atıp şöyle,
Her şeyin daha da kötüye doğru yol aldığını gördükçe,
İçim çok daha fazla sızlıyor maalesef.
Resmen,
Beyin denen kıymet üstü bir organda,
Boşluklar yaratıyor programlar izledikçe.
Hele de bazı evlerde,
Bu tip programların izlendiği saatlere çocukların da dahil edildiğini gördüğümde,
Çok daha fazla kahroluyorum.
İnsanın beyin hücrelerini yavaş yavaş,
Sinsice kemiren bu tip programlara,
Tazecik beyinleri de ortak etmek!..
Ne büyük yanlış,
Ne büyük bir yanılgı.
....
Gerçek sanata ve sanatçılara doyabileceğimiz,
Sanata,
İnsana,
Güne,
Zamana değer katmanın peşinde koşan insanların yer aldığı,
Eğitici,
Öğretici,
Kaliteli şekilde eğlenceli,
Düzeyli,
Seviyeli,
İlkeli,
Bize bizi anlatan,
Bize hayatı,
Bize memleketimizi,
Bize dünyayı öğreten programlara ne kadar da hasret kaldık çok uzun zamandır öyle değil mi!
Düşünsenize;
Şöyle ayaklarımızı uzatıp da,
Evimizde otururken,
Buram buram samimiyet kokan,
Her anında kendimize yeni bir şeyler eklediğimiz,
Ufkumuzun sınırlarını genişletmek için zorlayan sohbetlere dahil olsak bir fincan kahvemizin eşliğinde.
Öyle bir sohbet olsa ki hem de,
O sohbet programının kırk yıl hatırı olsa bizde.
Ruhumuzu doyursa ekran;
Gerçek seslerle,
Aradığımız o kıymetli yüzlerle,
Sağlam karakterler,
Ekrandan insana esas ulaşması gereken ve hayata değer katan mesajlar ile.
Sonra en önemlisi de,
Tarihimizi,
Dünya tarihini sadece okullarda ya da yalnızca kitaplardan okuyarak öğrenmek zorunda kalmasak.
Tarihi anlatan öyle belgeseller çekilmiş olsa ki;
Bir sonraki bölümlerini iple çeksek çoluk çocuk,
Ailecek.
...
"Bu millet,
Kaliteden çok kalitesizliği sever arkadaş" algısını değiştirebilmeliyiz artık bence seçiciliğimizle.
Çünkü bizler izleyici olarak,
Bu oyunların birer parçası olmaya devam ettikçe,
Bu oyunlara daha da gömüldükçe,
Oyun daha da büyüyor git gide ve daha çok insanı çekiyor içerisine.
Evet hepimiz,
Günlük telaşlardan,
Koşuşturmalardan,
Sorunlarımızdan bir parça arınmak,
Rahatlamak istiyoruz belki haklı olarak ama
beyinlerimizi,
Kafalarımızı rahatlatabilmenin tek yolu,
Beyinlerimizi ve kafalarımızı bilinçsizce TV programları ile tamamen boşaltmak,
Bomboş oturmak,
Hayatın bir köşesinde boş boş kalmak olmamalı.
Aksine,
Beyinlerimizi,
Kafalarımızı,
Faydalı ve işe yarar şeylerle doldurarak,
Bilgiyle,
Kültürle,
Sanatla,
Sporla arınmalıyız günlük yaşam streslerimizden ve kaygılarımızdan.
....
Evet,
Her proje,
Bir ihtiyaçdan doğar mutlaka.
Ve bizim ihtiyacımız olanlar,
Bugün ekranları dolduran o basit programlar olmamalı.
Bu anlamda ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek,
Doyurucu,
Yepyeni projelerle,
TV ekranları eski kalitesine kavuşabilmeli,
Yıllardan çokça deneyim almış,
Yıllarla bin bir tecrübe kazanmış onca değerli TV yüzü,
Ekranlarla ve seyirciyle yeniden buluşturulmalı.
Olamaz mı???
Biz istersek,
Olur elbet.
Yeter ki bizler,
İzleyici kitlesi olarak aklımızla bu denli dalga geçilmesine,
Bizimle böylesine oynanmasına izin vermeyelim,
"DUR!" diyebilelim artık bu gidişe.
....
'Televizyon algımızın yeniden değişebilmesi dileğiyle...'