“Nerede olursak olalım, ilim ana vatanımız, cehalet ise yabancı bir yerdir.” demişti
İbn-i Rüşd.
Mısırlı yönetmen Yusuf Şahin’in “Kader” filmini izlememiş olsak Endülüs Emevi devletinin en önemli bilgelerinden İbn-i Rüşd’ü anlayamayacaktık belki de.
12. asırda Avrupa cadı kazanları kaynatıp bağnazlıkla hüküm sürerken İbn-i Rüşd Aristo’nun eserlerini çevirip yorumlayarak dünyayı aydınlatmaya çalışan bir alimdi.
Yusuf Şahin’in İbn-i Rüşd’ün hayatını konu edinen “Kader” filmine geçmeden önce Mısır sineması ve Türk sinemasına etkilerine kısaca değinme ihtiyacı duydum.
Mısır coğrafyası; bir taraftan batı sinemasına mekan olurken diğer taraftan yetiştirdiği
sinemacıların birikim ve üretimleriyle Dünya sinemasına katkıda bulunmuştur. Yusuf
Şahin, Necip Mahfuz, Nasrallah ve Ömer Şerif gibi isimler, senarist, yönetmen ve oyuncu
olarak dünya sinemasında yer edinip iz bırakmayı başarmışlardır.
Türk sineması ile Mısır sineması tarihi süreci paralel bir yolculuk izler. Mısır coğrafyasını sinema ile Türkiye’den giden aydınların tanıştırdığını görmekteyiz. 20. yüzyılın
başında İstanbul’dan Kahire’ye giden Talat Harp ve Vedat Örfi Mısır Sinemasının temellerini
atsa da 2. Dünya Savaşı ile başlayan kısıtlamalı süreçte Mısır Sineması Türk sinemasını
etkileyecektir. Ortak tarihi ve kültürel yakınlık Mısır Sinemasının içerik ve tarzının Türk
seyircisi tarafından kolay algılanması ve sevilmesinde etkili olmuştur.
Ülkenin çok kültürlü oluşu, Amerika ve Avrupa ile olan bağlantılar Mısırlı
sinemacıların Holiwood’la ilişkilerini de gelişmesinde etkili olmuştur. Ülke kültüründe
önemli olan mitolojik öyküler, Binbir Gece Masalları ve geleneksel yapılar Mısır sinemasının
karakteri olarak dünyaya yansımıştır.
Mısır sinemasının gelişiminde coğrafyasının sağladığı arka fon ne kadar etkili olsa da yakın tarihteki yöneticilerin bu sanatı propoganda aracı olarak görüp desteklemelerinin de pozitif katkıları olmuştur. Entelektüel birikimi olan gençlerin sinema eğitimi için yurt dışında eğitim şansı yakalamaları ile gelişen süreçte Mısır sineması meyvelerini vermiş ve “modernite” açısından örnek olacak filmlerin yapılması gerçekleşebilmiştir.
Mısırlı önetmen Yusuf Şahin; Hıristiyan bir ailenin çocuğu olmasına rağmen filmlerinde dini kimliğini değil, “Mısırlılık” kimliğini yansıtır. Yaşadığı coğrafyanın bir parçası olduğunu ve o coğrafyanın daha ileri gitmesi için kendi sanatıyla katkı vermeye çalışır. Seçtiği mekan ve karakterlerde etnik ve dini kimliklerden yana değil bilgi ve düşünceden yana taraf olması hemen kendini belli eder.
Yusuf Şahin’in İbn Rüşd ve Muvahhidler Dönemi Endülüs’ü’nü anlattığı 1997 yapımı Al Massir (Kader) filmi düşüncenin destanlaştırıldığı bir baş yapıt olarak dünya sinemasında yerini almıştır. Bu filmi anlayabilmek için İslamın altın çağının yaşatıldığı dönem olarak tarihlenen Endülüs İslam devletinin yıkılış sürecine bir göz atmakta fayda var.
Bu dönemde; bilim, teknoloji, sanayi, mimari gibi bir çok alanda başarılı ve tarihe ismini yazdıracak insanlar mevcuttu. Günümüzde hala o dönemlerden kalma bir çok eser büyük bir ilgi topluyor. Örneğin Cabir Bin Hayyan‘ın çöle çıkarak dünyanın çapını o dönemin ilkel imkanlarıyla ölçmeye çalıştığı söylenir asırlar sonra yaptığı ölçüm hesabının doğru olduğu ve tekniğinin inanılmaz dahiyane bir fikir olduğu ortaya çıkacaktı.
Cabir bin Hayyan, El-Sufi, İbn-i Rüşd, İbn-i Arabi, İmam Al Gazali, Kindi, Birûni, Farabi, İbn-i Sina, Dinaveri, Hârizmî, Ferganî, İbn-i Türk, El-Cezeri, İbn-i Heysem, Battani, Ömer Hayyam, Ebu’l-Vefâ el-Bûzcânî gibi alim ve sanatçıların hemen hepsinin “İslam’ın Altın Çağı'nda yaşamış olmaları tesadüf değildir.
Peki ne olmuştu da böylesi üstün bir medeniyetle donatılmış bir devlet çabucak yıkılıp tarih sayafasından silinivermişti. Yusuf Şahin “Kader” filminde; kibirlerini ilim ve sanatın önüne geçiren yöneticilerin sebep olduğu yıkımları anlatarak seyirciyi düşünmeye zorlamaktadır. Dönemin önemli felsefecisi İbn-i Rüşd filmi ana karakteri gibi görünse de aslında ana temanın ifadesi için bir araç, bir metafordur.
Filmi izlerken Emeviler ve Endülüs döneminde yönetim anlayışına bireysel egoların egemen olmasıyla birlikte başlayan gerilemenin çöküşe sebep olduğunu fark ederiz. Düşünceyi yasaklamak, kitapları yakmak yönetim açısından anı kurtarmaya bile yetmeyecek kendi beslendiği kaynakları kurutacaktır.
Yusuf Şahin’in filmde ifade ettiği gibi düşünce yasaklamakla yok olmaz. “düşüncenin kanatları vardır”. Ne kadar yasaklanırsa yasaklansın zulümler ancak zulmü yapanların coğrafyasını karartır. Kanatlanan düşünce kendisini ifade edebileceği güvenli limanlara ulaşır. ve görevini yapmaya devam eder..
Kader filminde Yusuf Şahin kendisi Hristiyan olmasına rağmen İslamı suçlamak yerine zorbalığa yüklenmeyi tercih etmiştir. Düşüncenin korunup saklanacağı yerlerden biri olarak kendini ait hissettiği Mısır Coğrafyasını göstermesi de anlamlıdır. “Filmin, pek çok noktaya değindiği, dönemin ve günümüzün belli başlı mevzularına göndermeler yaptığı kolayca anlaşılabiliyor.
“Kader” filmi; Endülüs’ün Halife Mansur dönemindeki olaylara ve İbn-i Rüşd’e geniş açıyla bakabilmek için ender karşılaşabileceğimiz bir yapıt. Özellikle Endülüs dönemini ve kültürünü yansıtması da bir o kadar etkileyici.
Mısır sineması ve Yusuf Şahin üzerine çok şey söylenebilir. Yusuf Şahin’in Kader filmi üzerinden yaptığı göndermeler bizleri düşünmeye zorlamaktadır.
Sanatın amacı insanlığı değişime ve gelişime yönlendirmek olduğuna göre Yusuf Şahin “Kader” filmi ile bu amaca katkı vermiştir. Filmi izlemek isteyenler internette kolayca bulabilir, “kanatlanan düşüncelerden” bir kısmını yakalayabilir.
HÜSEYİN ÖZDEN
2