Hayvanlardan neden korkuyoruz?

Korkularımızın altında çoğunlukla psikolojik travmalar ya da travmaya neden olabilecek cümleler yatar.

Bazen kötü bir olayı yaşamamıza gerek yoktur. Yaşamış gibi hissetmek, yaşadığını zannettiren cümleler duymak bile yeterli gelebilir.

Ki, “Neden?” sorusuna bazen “Bilmiyorum valla” cevabı veriyoruz.

İşte bunun nedeni, kuvvetle muhtemel çocukken beynimize yerleşen bir fikrin, travma etkisi yaratması.

Ne demek istiyorum?

“Çok yaramazlık yaparsan seni köpeğe veririm bak” diye çocuğun yaramazlık yapmasını engellemeye çalışıyoruz. Ama o beyinde köpekler birer canavarlarmış gibi kalıyorlar.

“Hadi kaçalım koş koş, köpek var orda bak” diyoruz, hızlı yürümesini sağlamak için. Ama işte yine o beyinde köpekler kaçılması gereken, zararlı varlıklar olarak kalıyorlar.

Büyüdükçe, köpeklerden korkan bireyler oluyorlar.

Korkan, kaçan, sevmek yerine zarar vermeye meyilli bireyler.

Sonra onlar da çocuk sahibi oluyorlar. Bu bilinçten çıkabilen farkındalığı yerinde kişileri tenzih ediyorum ama genelde biz insanlar anne babamızdan ne görürsek onu yapıyoruz.

Köpeklerden korkması ve kaçması gereken bir çocuk olarak yetiştirilen kişi, köpeklerden korkması ve kaçması gereken çocuklar yetiştirir.

O kadar masum değil bu olay.

Korku nefreti, nefret şiddeti doğuruyor.

Bir kısır döngüde devam ediyor her şey.

Dolayısıyla, iyileşemiyoruz. Tedavi olamıyoruz.

Çok küçükken farkında bile olmadan beynimize ebeveynlerimiz tarafından yerleştirilen, basit gibi görünen bir cümle, toplumsal bir soruna dönüşüyor böylece.

Tek mesele bu değil elbette ama küçücük bir farkındalıkla pek çok şeyi değiştirebiliriz bence.

Özellikle çocuk beyinlere ve gelişim çağındaki evlatlarımıza daha dikkatli konuşsak ne güzel olur di mi?

Haftaya biraz insanların vahşetinden, önlem alınmadığı sürece olayların nerelere varabileceğini konuşalım diyorum.