Tarımsal Öğretimin 177. Yılı vesilesiyle SUBÜ ev sahipliğinde ‘ Sakarya Tarımsal Vizyon Toplantısı’ düzenlendi.
SUBÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taki Demir, gelecekte güvenli gıdanın ve kent tarımının başrol oynayacağını vurguladı. Çok dikkatimi çeken bir ifade oldu.
Geleceğin toprakta ve tarımda olacağı gerçeği her gün feryat ederek sesini duyururken, her yaşanılan felakette varlığını hissettirirken ısrarla ve inatla görmezden gelme çabamız devam etti.
Şehrin yakın tarihine bakılınca esasen ne söylediğim anlaşılacaktır. Hatta ülke yakın tarihi sorgulanırsa “ Nerden Nereye” geldiğimiz gözlenebilir. Benim çocukluğumda tarım ürünlerinde kendi kendine yeten yedi dünya ülkesinde biriyken, bugün tüm ürünleri ithal eder hale geldik.
Bulgaristan’dan Samanı, Fransa ve Danimarka’dan, Arpayı, Rusya’dan Buğdayı, Meksika ve Hindistan’dan Nohut’u, ve Rusya’dan Mısırı ithal eder hale geldik. Çok övünülen son dönemlerin eseridir, hani o meşhur nara var ya “Nerden Nereye”, ülke tarımının geldiği yeri izah etmekte.
Tarım ürünlerinde dışa bağımlılığımız her geçen gün daha da artmakta. Ekonomiyi betona yani ranta bağlarsanız geleceğiniz sonuçta kaçınılmaz oluyor. Gelişmeyi binalar üzerinden değerlendiren bir anlayışın bizi getireceği yer buradan farklı olamazdı.
Modern AVM binalarını gelişmenin simgesi diye sundular hatta dayattılar. Her bulunan verimli tarım arazileri imara açılarak, beton mezarlığına dönüştürüldü. Birbiriyle yarıştırılan illerimiz oldu, AVM sayısının fazlalığıyla övünüldü.
Tüm verimli topraklar her nereye giderseniz göreceksinizdir imara açılarak heba edildi, plansız sanayileşme yine plansız konutlaşma geleceğimizi tehdit eder halde maalesef.
Hani beğenmediğiniz eski Türkiye’de “Köy Enstitüleri” vardı ya, şimdi ne işe yaradığını anlama kapasiteniz mevcutmudur.
En temel yanlışlık ekonomik gelişmeyi üretime dayalı görmeyip, betonda görmekle yaşadık. Rant aracı görüldüğü için beton, toprak sahiplerinin de iştahını kabarttı. Kolay yol seçilmesi için özendirildi, kat karşılığı topraklar müteahhite verilecek ve karşılığında alınacak birkaç konut sorunu çözecek.
Verimli tarım arazileri böylesi bir kolaycılığa feda edildi, sorunun bütünü için bunu söylemek doğru değil tabi ancak önemli unsur. Diğer önemli unsur ise, tarım girdilerinde ki fahiş fiyat artışları. Yani tohum, gübre başta olmak üzere tüm tarım girdi kalemleri pahalı ve yüklenilen masrafları karşılayacak durumda değil.
Ülkenin tarım politikasında bir sorun vardı. Ondan ötürü ki tüm tarım ürünlerinde dışa bağımlılık yaşanmakta. Düşününüz ki bir yıldır savaşta olan ülkelerden tarım ürünü ithal eder durumdayız.
Dedim ya her il aynı durumda, verimli araziler imara açıldı. Düşünün ki bir yıl içerisinde üç farklı ürün alınan Sakarya Ovası bugün ne durumda. Yazlık ve Aralık bölgesi tümden imara açılmış, Gökçeören Ovası’na dayandı nerede ise imar.
Benzeri durum Dernekkırı bölgesi içinde söylemek mümkün, Alancuma ve Karaaptiler bölgesi imara feda edildi. Şehrin tüm tarıma verimli alanları ranta teslim edilmiş vaziyette. En sonda Kuzey Marmara Otoyolu ile de önemli oranda tarım arazileri maalesef heba edildi.
Dolayısıyla geleceğimiz tehdit edilir bir durumda. Ziraat Fakültesi Dekanı Demir, geleceğe dair kaygı taşımakla çok haklı. Mevcudu kaçırdık hiç değilse kalan tarım arazilerini koruyalım, kollayalım. Her metrekare toprak çok önemli.
Gelecek nesiller bizden hesap soracak, AKP ekonomi modeli betona dayalı olduğu için son yirmi yılı kaybettik. Dilerim ki bundan sonrası korumayı başarır, geleceğimiz tekrar inşa etmiş oluruz.
Bu satırlarda defaten ifade ettik bunları ama kim anlayaki.