Hayatımızın en zor bir haftasını geçirdiğimizi biliyorum.
Her şeyi gördük bağıra bağıra gelen felakette.
Bilimin ve bilim insanlarının sözlerine nasıl kulak asmadığımızı, “eğer bir gün sözlerim bilim ile çelişirse bilimi seçin” sözünün ne kadar anlamlı olduğunu gördük.
Bilim ve doğa ile inatlaşırsak, kaide ve kurallarını bozarsak başımıza ne gibi felaketlerin gelebileceğini ciğerimize kıymıklar bata bata, içimiz kanaya kanaya gördük.
Gördük ki, bilim insanları bağıra bağıra söylerken kulaklarımızı onlara kapatıp Polyanna’yı oynamışız yıllarca. 24 yıldır bir arpa boyu yol almadığımızı, depremi tanımadığımızı, bilmediğimizi gördük.
İmar affının ne demek olduğunu da gördük.
Organizasyon, hazırlık, krizi yönetmek ne demek, iliklerimize kadar anladık.
İşin neden ehline verilmesi gerektiğini sanırım artık asla unutmayız.
Düşman bildiklerimizin yaramıza merhem olmak için nasıl koşa koşa geldiğini de gördük.
Acımızı paylaştıklarını.
Bir kişi daha fazla kurtarmak için sıcak sahanın nasıl çırpındığını izledik.
Koruyamadığımız madencilerimizin bir hayatı korumak için nasıl çalıştığını gördük.
Tüm dünyanın enkaz altında sanki kardeşi varmış gibi canla başla hayat kurtarmaya çalıştığını gördük.
Azra bebek. Söylemesi ne kadar zor.
Kerem bebek.
Gülücükler saçan 2 aylık güzel yüzlü yavru.
Kafasına kürekle vurduklarımızın enkazın altında, üstünde bir can kurtarmak için delirdiklerine şahit olduk. Vefat eden sahibinin, enkazın altında kalan sahibinin başından bir an bile ayrılmayan dostları gördük.
Küçücük patileriyle enkazı yarmaya çalışan, sesini duyurmak dikkat çekmek için var gücüyle miyavlayan kedileri gördük.
Sahibi hayatını kaybettiği için yemek yemeği reddeden gerçek vefaya tanık olduk.
Ve aynı saatlerde, yüz kaslarımızın bile gülmeyi reddettiği saatlerde gülen suratları da gördük.
Tek meselemiz kamerada gözükmekti sanki.
Söyleyecek o kadar söz var ki.
Biraz toparlanmamız, bir miktar yaralarımızı sarmamız lazım.
Şimdilik Tan’ın sözlerini yazmak istiyorum buraya.
“Boşuna ziyan edip kararttın resmimizi.
Benim bir gerçeğim var seninkilerin çok ötesi.
Çaldığın baharların al bu da son bir yenisi”
Zor işimiz zor.