Bizim gazetede bir haber çok ilgimi çekti. “Asgari ücrete zam gelmesin” başlığı okuyunca ne oluyor diye dikkat kesildim. Haberin içini okuyunca mesele anlaşıldı. Nazile Akarsu arkadaşımız, güzel bir çalışma ile sonuçları ders niteliğinde bir habere imza atmış.
Asgari ücrete zam gelmesin demek, böylesi bir tutum sergilemek son derece anlamlı. Maaşa zam istenmez mi diye ilk akla çarpıcı fikir geliyor, sadece haberin başlığına bakılınca tabi. İçeriğine bakınca meselenin doğruluğu anlaşılıyor.
Asgari ücrete yapılan zam oranı yüzdesel olarak son yılların en çarpıcı miktarı idi gel gör ki henüz çalışanın cebine zamlı maaş girmeden kat be kat fazlası emekçiden çıkmıştı. Yani zamlı olan 4253 Tl’lik maaş cebe girmeden, erimiş ve bu alanda belki de rekor kırarak ilk olma özelliği taşımakta.
Ne diyorum maaşı henüz almadan daha fazlasını kaybetmek. Zam aldım diye sevinen asgari ücret çalışanı emekçi, paranın satın alma gücünün hızlı kaybı ile zamsız haldeki eski maaşı 2825 Tl ve o dönemin paranın alım gücüne razı hale dönüştürüldü.
Her gün ekonomik kaybın yaşandığı, zamlara yetişilmediği bir dönemde asgari ücret zammının hiçbir anlamı kalmadı. Haberin ilginç olan kısmı da emekçi çalışan her şeyin farkında, onun içindir ki maaş zammı yapılmasın ama markete, manava, benzine de zam gelmesin diyor.
Yani maaş zammı vermeyin ancak hayatı da pahalı kılmayın diyor asgari ücretli emekçi.
“Asgari ücrete zam geldiği zaman diğer ürünlerin hepsine de zam gelecek demektir. Cebimizde ki 100 TL ile bugün aldığımız ürünlerin yarın yarısını bile alamıyoruz. Devlet kimseye zam vermesin ama bakkala, markete de zam yapmasın.” Yurttaş tespiti bu yönde.
Görüldüğü üzere herkes her gelişmenin farkında, algı oluşturularak yapılan düzenlemeler artık sonuç vermiyor. Yurttaş cebinde kine bakıyor ve alabileceği ile ilgili, asgari ücret artışının bu şartlar altında anlamlı olmadığını biliyor ve söylüyor.
Sanıldığı gibi günü kurtarmak adına yapılacak düzenlemeler de artık sonuç vermiyor. Her yeni güne zamlı uyanan yurttaş, ekonomik kaybın nelere mal olduğunu da bizzat kendi yaşıyor. Boş tencerenin siyaseti yeniden şekillendirmesi diye bir tespit var ki tam da bugünleri tarif ediyor sanırım.
Her satırını dikkatli okudum, gazete adına son derece başarılı bir çalışma yapılmış. Önemli mesajlar içeriyor hatta bizzat siyasetçilerin besleneceği bilgi edinebileceği düzeyde bir çalışma olmuş.
Artık zam gelmesin, zam ile uyanıyoruz, geçinme şansımız yok ifadeleri çalışmanın en çarpıcı başlıkları ve tespiti.
Yurttaşın talebi denetim ve serbest piyasa ekonomisi rantçılığının önüne geçilmesi. Ama Yurttaş biliyor ki zamların asıl kaynağı hükümet edenler yönetenler olduğu, denetimsizliğinde baş aktörü olduğu gerçeğidir.
Zor günler bekliyor bizi, günü kurtarma çabaları sonuç vermeyeceği gibi siyaseten de kazanım sağlamayacaktır, asgari ücrete zam yapmayın ancak zamlara da dur deyin diyor yurttaş ve her gelişmenin de farkında.
Yurttaş artık döviz gibi otomatiğe bağlanmış bir zam sistemi istemiyor.
“Gölge etme başka ihsan istemem”