Seçim dönemi, sandık anı derken gerçek gündeme dönüldü, ortada ne kaynak ne de çakılacak tek çivi var. İsrafın boyutu belli değil.
Her nereye dokunursan orası dökülüyor.
Bırakın dev projeleri hayata geçirmeyi günü kurtarmak nerede ise imkansız. Her belediyeden şikayetler yükselmekte, yakın gelecek maaşlar ödenemeyecek.
Birde üzerine tasarruf tedbirleri adı altında uygulamalar devreye girecek, vay belediyelerin haline. Yerel yönetimler bu durumda da merkezi bütçede durum farklı mı.
Emekli maaşlarına yapılamayan zam, asgari ücretin durumu malum, ortada.
Tüm bütçe kaynakları, yolcu garantili havalimanları, araç garantili köprü ve yollar, hasta garantili şehir hastanelerine ve de döviz garantili aktarılmakta.
Hal böyle olunca da tarih boyu görmediğimiz bütçe açığını ve eksi rezervleri görmüş oluyoruz.
Merkez bankası rezervleri sürekli eksi vermekte, üç haneli enflasyonla boğuşmak durumunda kalıyoruz.
Böylesi ağır ekonomik koşullar altında yeni yatırımlara kaynak üretmek mümkün değil.
Daha da ağırlaşan ekonomik koşullar yakın geleceğimizi de tehdit eder durumda. Borcun borçla ödendiği, kredi mağdurlarının sayılarının arttığı, kapanan iş yerinde rekorlar kırılan dönemler yaşanmakta maalesef.
Bu denli ağır şartları yaşamamıştık, meşhur 2001 krizi başta olmak üzere Kıbrıs Barış Harekatında maruz kaldığımız ambargo şartlarında dahi.
Dış kredi bulamaz durumdayız, yabancı yatırımcı kapımızı çalar durumda değil.
Yüksek faiz oranlı kredi bulmakta bile zorlanmaktayız. Güven endeksini her geçen gün kaybederek, içinden çıkılamaz bir duruma doğru hızla ilerliyoruz.
Dolayısıyla böylesi ağır ekonomik şartlar altında belediyelerin borç yükü düşünülürse bizleri nelerin beklediğini de anlamış oluruz.
AKP ekonomisi ve belediyeciliğinin bizi getirdiği yer.
Tüm belediyelerin borçları teker teker ilan edilmekte, borç var yatırım nerede diye de merak edilmekte.
Ortada bir hayli fazla borç miktarı var ancak aynı oranda yatırım maalesef yok.
Ekonomistlerin ortak bir dili var yaşanan günler iyi günlerimiz daha zorları ileride bizleri beklemekte, varın siz düşünün nasıl bir gelecek bizi bekliyor.
Meşhur çay ve simit hesabı dahi yapacak durumda değiliz.
“Nerden nereye” naraları uzunca zamandır atılmamakta. Sahi nerden nereye geldik, sanırım bugün 2002 şartlarına dönmek istemeyen yoktur.
İleri giderken geri bile gidememişiz, aradan geçen onca yıla rağmen…